Yükleniyor...

3 Balon, 3 Kriz ve Gelecek

3 Balon (Doğru Kıyas mı?!) Yukarıda görmüş olduğunuz grafikleri defalarca ısıtıp ısıtıp sizlere finansal balon diye sundular

Kriz

3 Balon, 3 Kriz ve Gelecek

3 Balon (Doğru Kıyas mı?!)

Yukarıda görmüş olduğunuz grafikleri defalarca ısıtıp ısıtıp sizlere finansal balon diye sundular. Aslında kıyaslanan bu grafiklere konu olan varlıkların özellikleri ve evrimleri birbirlerinden oldukça farklı. Biri kereviz, biri elma ağacı diğeri ise tam takır kuru bakır. 1630’ların sonlarına doğru bir lale soğanının değeri bir Hollandalı işçinin 1 yıllık kazancına bedeldi ve lale çılgınlığı balonu patladı, yok oldu. Dotcom balonu olarak bilinen internet balonundan Amazon, eBay gibi devler çıktığı gibi ve priceline, shutterfly, coupons gibi internet şirketleri sağ kalabildiler. Her bir şirketin hayatta kalış statejileri farklı farklı olsa da şu anda ve hatta gelecekte belki de etkilerini katbekat artıracak potansiyele sahip dev şirketler var. O zamanlarda balon yaptı diye gösterilen indeks değeri belki de şu an birkaç şirketin değeri büyüklüğünde. Bitcoin ise dinamikleri hepsinden çok daha farklı ve hala daha tartışmalara konu olan bir değer. Laleyi bir emtia kabul edersek, dotcom şirketlerden oluşan bir indeks ve Bitcoin de emtia mı, para mı? hala daha fikir ayrılıklarına düşülen bir dijital varlık. Bir balon patladı, diğer balon devler doğurdu, Bitcoin’in geleceğini bize ayrılan zaman kadar hep beraber göreceğiz. O yüzden balonların mahiyeti, şartlar, dönemler ve teknolojileri birbirlerinden farklıdır. Kestirme ve yüzeysel analizlerin okunması zevkli olsa da ufkumuzu genişletmediği gibi bakışımızı köreltir.

3 Kriz (Ortak Paydalar)

Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için bizi Twitter ve Telegram kanalımızdan takip edebilirsiniz.

Dünyada yaşanan büyük kriz ve buhranları incelediğiniz zaman çeşitli ortak noktalar dikkatinizi çeker. Aşırı kredi almak, aşırı kredi sağlamak, aşırı kar açlığı, şişen varlıklar ortak paydalarıdır bu krizlerin. Yüzyıllık hatalar sürekli tekrarlanır durur amaç sadece günü kurtarmak olan bazı gruplar (ki bu grup içerisinde bazı devlet adamları ve danışmanları da vardır).bu batış-yükseliş dalgalanmalarını da fırsat olarak kullanmışlardır.

1985 yılında İsveç Devleti kredi denetim şartlarını kaldırdı ve sonuç devasa bir gayrimenkul varlıklarında balon oluştu. İsveç’in en büyük bankaları %90’a varan kayıplar yaşadı, devlet duruma tekrar el koyup bankaların aktiflerini neredeyse 10 milyar Dolar’a üzerine aldı. Kredi-emlak-balon ve cezayı halk ödedi!

1990’ların sonlarında Güneydoğu Asya Uluslar Birliği olan ASEAN yatırımcılara kısa vadeli cazip kredi oranları sunuyordu. O sıralarda bölge bir cazibe merkezi haline geldi ve böyle fırsatları seven sermaye bölgeye akın etti. Gerçekleşen akın sonucu tabii ki bölgede varlık fiyatlarında balon oluştu. Bölgede büyüme oranları %12 civarındaydı, medya gazı vermekte gecikmedi “Asya Kaplanları” mucizeler yaratıyordu. Tabii ki sağlanan kredileri sabit oranda tutabilmek için söz konusu devletler devasa bütçe açıkları verdi. Risk artınca ilk ihanet eden sermaye oldu ve kaçmaya başladı bölgeden. Sonrası çöküş, IMF kurtarma paketleri, uçan faizler. Sermaye yine yüksek cazip krediler diyarı batıya döndü ve ABD’deki emlak balonunu şişirdi kimi ekonomistlere göre. Kredi-balon-bütçe açıkları ve cezayı halk ödedi!

Biraz daha yakın tarihe gidelim, 2008 krizinin en sert vurduğu 320,000 nüfuslu ülke olan İzlanda’ya. Dünyaya yıkım getiren liberal soslu rüzgarlar İzlanda bankacılık sektöründe de etkisi gösterdi ve 2003 yılında yaşanan özelleştirmeler sonrasında en büyük üç banka toplamda 120 milyar Dolar borç aldı ve kendi özel imtiyazı nerden aldığı meçhul zümresinin tepesine para yağdırdı. 120 milyar Dolar normal geldi değil mi? ama o ülkenin toplam yıllık üretiminin tam 10 katıydı bu rakam. Sonrasında hisseler 9 kat, evler 2 kat arttı balon oluştu. ABD’li derecelendirme kuruluşları bu devasa risklere girip saadet zinciri kuran İzlanda Bankalarını en üst dereceden puan verdiler. Çünkü tüm denetim mekanizması da satın alınmıştı. Halk kendisine bırakılan borcu ödemek istemeyince kapitalizme dinine mensup İngilizler onları tembellikle bile suçlayıp, “Kuzeyin Kübası mı olacaksınız?” diye tehditler savurdular. Kredi-balon ve cezayı halk ödedi!

Şu anda da virüsün üzerine yıkılmaya çalışılan ve İngiliz devlet adamı Winston Churchill’in “bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir.” diye tarif ettiği petrolün varil fiyatlarını dahi negatife çeken kaosun ceza makbuzunun gönderileceği kitle yine belli! Şu an yaşadığımız çöküş ülkelerin teker teker deneyimlediği balonların küresel hali (Bu arada Joseph Stiglitz’in küreselleşme büyük hayal kırıklığı kitabını tavsiye ederim). Yüzyıllardır aynı hatalar tekrar tekrar yapılıyor, kredi-balon ve kazanılırken görmezden gelinen ve ödeme vakti geldiğinde “haydi beraberce ödeyelim” sloganlarıyla halklara kesilen ceza makbuzları. Bu düzene isyan ettiğiniz anda da komünist denilerek alay ediliyorsunuz. Siz düşünün kapitalist düzenin üstün zekasını. Bu arada kapitalist sistem aynı zamanda sinsidir de hepimizin görebildiklerinin ötesinde balonlar da var ki bunlara girersek konu daha da uzar.

Gelecek

3 balon ve 3 krizden çıkartılacak çok dersler var gelecek için. Bu krizlere değindim çünkü sınırsız paradan ziyade belirli zümrelerin eline oyuncak edilen karşılıksız kredi sistemini yok etmesi gerekiyor teknolojinin. Kapital denen şey kendini bizlerin sırtına basa basa keyfi şekilde yaratıyor ve en ufak riskte ise herkesten önce mücadele alanından o kaçıyor. Bu düzen sona erer mi sorusuna ise verilecek yanıt DeFi (merkezi olmayan finans) sisteminin güçlenmesinden geçiyor. Şu an bebek adımlarla düşüp kalkan, dar bir alanda kalan bir tanım ama gelecekte önemli rol oynayacak bir alan olacaktır. Özellikle teminatın, karşılıkların ve tüm işlemlerin şeffaf bir şekilde paylaşılması ve de en önemlisi denetim kurluşlarına gerek kalmadan risklerin gerçek zamanlı analiz edilmesi geleceğin önemli argümanıdır. 5G, IOT ve dijital devrimin amacı tamamen eş zamanlı veya gerçek zamanlı analiz kabiliyetidir. Geçmişte tanrılığa soyunan elitlerin payandası olan finans alanındaki üçüncü taraf denetleme ve derecelendirme kuruluşların dijital devrimde yeri yoktur, bu kurumlar tarihin tozlu sayfalarına gömülecektir. Yukarıda İzlanda krizine değinmemin nedeni buydu.

Kriptoparalar ve blockchain ne olacak gelecekte diye soracak olursanız. Bitcoin ve Ethereum kitlesel piyasalara adım atma konusunda en avantajlı varlıklar onun dışında kalan coinmarketcap’de yer alan dijital varlıklar risk eşiği yüksek çılgınların oyun parkı olarak yaşamaya devam edecektir. Bu projeler içerisinde çok önemli projeler de var ancak bunlar da dev şirketler tarafından ya satın alınacaklardır ya da teknolojileri alınıp posası olan dijital varlıkları bypass edilecektir. Zaten çoğu girişimin amacı fayda üretmekten ziyade ana motivasyon olan 1 Milyar Dolar’a girişimini elden çıkartıp unicorn olmak. Kriptoparalarda çok daha fazla stablecoin veya herhangi bir değere sabitleniş dijital varlık göreceğiz. Merkez bankaları da bu alana girince artık tuvalete bile gitseniz devletler bunu izleyebilecek bir duruma gelecek.

Blockchain sahasında olgular ve göstergeler özellikle yapay zeka ile birlikte Google, Amazon, Microsoft, IBM gibi dev teknoloji şirketlerinin bu teknolojileri gelişmiş altyapıları sayesinde BaaS (Blockchain as a service), AIaaS (Artificial Intelligence as a service) hazır servis olarak sunulmasının giderek yaygınlaşacağını gösteriyor. Blockchain bana kalırsa IBM gibi şirketlerin elinde hamur olarak yoğruldu ve gelecekte de bize bu tip dev şirketler vasıtasıyla hizmet verecek. Blockchain merkezileşecek ancak federe ağlar da bulunacak bu ağlar birbirleriyle işbirliği halinde olma kabiliyetlerine haiz olacak. Devletlerde blockchain projeleri daha çok göreceğiz. Blockchain alanında akıllı sözleşmeleri veri anlamında besleyen Oracle teknolojisi projelerini oldukça önemsiyorum. Chainlink bu alanda bence önemli bir oyuncu olduğunu şu anda bile gösterdi ama fiyatsal olarak sıradan bir altcoin muamelesi görüyor tıpkı Ether gibi. Komodo’da yabana atılmayacak bir ekosisteme sahip.

Biz halkların bağımsızlık hayallerine gelince. Bu alanda da DAO gibi yapıların güçlenmesi önem taşıyor tamamen otonom yapıların başarılı olması bizler için önemli. Çünkü ekonomide sefa sürülürken unutulan biz halklar felaket zamanlarında yükü çeken, bedelleri ödeyen taraflar oluyoruz. İçinizi hiçbir zaman tamamen karartmayınız her zaman ışık yeniden yükselmiştir. Tarihte devasa felaketler yaşadı insanoğlu ve yeniden ayağa kalktı. Yeniden ayağa kalkacağız hem de bu sefer elimizde güçlü teknolojiler ile birlikte tek güçlük bu teknolojiler halkların düşmanı olan elitlere de yardımcı olacak. Teknolojileri birer satranç tahtası gibi düşünün siyah ve beyaz taşlardan oluşan. Artık insan ile yapay zeka oyunları sona erdi, tarafları temsil eden yapay zekaların maçlarına şahit olacağız.
Sevgiyle kalın…


Üyelik
Bildir
guest
1 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları gör
Gokhan
Gokhan
1 yıl önce

sunu ogrenmek istiyorum bir altcoin mining surecindeyim lakin boyle bir durumda satilmasi yada teknolojinin alinmasindan bahsetmissiniz elimizdeki coinler ne olucak?

0
Düşüncelerinize duymak istiyoruz, lütfen yorum yapın.x
()
x