Yükleniyor...

Grafiklere Daha Az Bakarak Daha Çok Kazanılır mı?

trader-psikolojisi-verimsizlik

Hepimizin bildiği üzere, uzun çalışma saatleri günlük yaşantımızın çok büyük bir kısmını kapsıyor. Ancak yapılan araştırmalar, insanların işyerinde geçirdikleri sürenin büyük bölümünü işe tam olarak ayırmadıklarını gösteriyor. Birçok çalışan, iş yapıyor gibi görünse de zihinsel olarak orada bulunmuyor. Sürekli çalışma temposunun getirdiği bilişsel yorgunluk, tükenmişlik, can sıkıntısı, dikkat dağınıklığı, buna ek olarak özel hayat sorunları, geçim kaygısı ve uzun mesai saatleri gibi etkenler; çalışanların kendilerini işlerine tam anlamıyla verememelerine ve içsel çatışmalarla iş temposu arasında gidip gelmelerine neden oluyor.

Bu durumdan yola çıkan Andrew Barnes, insanların aynı ücret karşılığında haftada dört gün çalışmalarının üretkenlikleri üzerindeki etkisini araştırmak istemiştir. Öncelikle tarihsel örneklere bakarak, hafta tatilinin olmadığı dönemlerde haftanın yedi günü çalışıldığını, çalışma süresi altı güne indirildiğinde ise genel üretim ve verimliliğin artığını fark etmiştir. Bu sonuçtan hareketle, kendi şirketinde bu fikri denemeye karar vermiştir. Çalışanlarına bir aylık süre tanımış ve bu süre boyunca işlerini nasıl daha verimli yapabilecekleri üzerine düşünmelerini istemiştir. Ayrıca çalışanlardan, mevcut süreçlerdeki üretkenlik sızıntılarını (verimsizlik kaynaklarını) tespit edip bunlara yönelik çözüm önerileri geliştirmeleri talep edilmiştir.

Verimsizlik kaynaklarını çözmenin pozitif etkisi

İnsanların dinlenmek ve eğlenmek için daha fazla zamanlarının olması, aileleriyle ve sevdikleriyle daha çok vakit geçirebilmeleri, kendi ilgi alanlarına ve hobilerine daha fazla zaman ayırabilmeleri hem verimliliklerini hem de işe yönelik motivasyonlarını önemli ölçüde artırmıştır. Çalışanlar, fazladan bir tatil günü sayesinde gerçekten dinlenebildiklerini ve işe döndüklerinde kendilerini daha “tazelenmiş”, zihinlerini ise daha “berrak” hissettiklerini belirtmişlerdir. 

Araştırma sonuçlarına göre çalışanların stres seviyeleri %15, sosyal medyada geçirdikleri zaman %35 oranında azalmış; buna karşın uyku kaliteleri ve dikkat süreleri belirgin şekilde iyileşmiştir. Bu durum, kişilerin zihinlerini işlerine daha kolay verebilmelerini sağlamıştır. Bununla birlikte, çalışanların aile yaşamlarının ve ikili ilişkilerinin de olumlu yönde geliştiği; bu iyileşmenin dolaylı olarak iş yaşamına da pozitif yansıdığı fark edilmiştir. Benzer uygulamaların yapıldığı farklı şirketlerde de (çalışma saatleri veya günleri azaltıldığında) benzer sonuçlar elde edilmiş, hatta bazı şirketlerde verimliliğin ve kârlılığın artığı tespit edilmiştir.

Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videolardan yararlanabilirsiniz:

Trader’ın çalışma saatleri nasıl olmalı?

Özetle, insanların daha uzun saatler çalışmaları, her zaman daha üretken olacakları anlamına gelmemektedir. Bu durum, traderlık ve yatırımcılık bağlamında da birebir geçerlidir. Öğrenme sürecinin ilk dönemlerinde daha fazla zaman ayırmak elbette önemlidir; ancak asıl fark yaratan, sahip olunan zamanı nasıl kullandığımızdır. Günde 12 saat boyunca grafikleri izleyen bir trader’ın, günde yalnızca 2 saatini analizlere ayıran bir trader’dan mutlaka daha iyi ve başarılı olacağını söyleyemeyiz. Burada önemli olan, bu iki kişinin zamanı nasıl değerlendirdiğidir: Grafikleri izlerken neye odaklanıyorlar? Zamanlarını nasıl yapılandırıyorlar? Dikkat ve odaklanma sürelerini nasıl yönetiyorlar? Sistemlerini nasıl test ediyor ve nasıl geliştiriyorlar? 

Bu iki kişinin aldıkları kararların başarı oranı ve performanslarındaki farklılık, çalışma sürelerinden çok çalışmalarının niteliğinde gizlidir. Bu nedenle, çalışma saatlerinizi artırmaktan ziyade, onları dengeli ve verimli hale getirmek, uzun vadede çok daha sağlıklı ve doğru kararlar almanızı sağlayacaktır. Bazen ilerlemenin yolu daha fazla çalışmaktan değil, bir adım geri çekilip düşünmekten geçer. Ara vermek, zihnimizi tazeler; tazelenen bir zihinse piyasayı çok daha berrak görmeye başlar.

Daha verimli çalışabilmek için neler yapabiliriz?

Buradan çıkarabileceğimiz birkaç önemli strateji mevcut. Öncelikle, tıpkı Barnes’in çalışanlarına yaptırdığı gibi, sizler de kendi çalışma rutinlerinizi gözden geçirerek verimliliğinizi etkileyen faktörleri belirleyebilir ve hangi alanlarda gelişim fırsatlarının bulunduğunu tespit edebilirsiniz. 

İkinci olarak, tam zamanlı traderlık yapan kişiler için grafiklere tüm gün bakmanın çoğu zaman anlam ifade etmediğini unutmamak gerekir. Ne kadar çok bakarsanız, işlem alma isteğinizin de o kadar artacağını biliyoruz. Bu nedenle, zamanınızı etkili ve verimli şekilde yapılandırmak; kendinize, sevdiklerinize ve farklı uğraşlara, yeni hobilere zaman ayırmak başarınızı daha sürdürülebilir hale getirecektir. Aynı zamanda dikkat sürenizi uzatacak, stres seviyenizi azaltacak ve ilişkilerinizi iyileştirecektir. 

Son olarak, çoğu kişinin aslında tam zamanlı traderlık yapmadığını, mevcut işlerine ek olarak bu alanda yer aldığını biliyoruz. Dolayısıyla, mevcut temponuza ek bir yük bindirirken “tüm gün ekran başında olmalısınız” gibi klasik söylemleri yeniden düşünmekte fayda var. Bu noktada bu klasik söylem yerine, etkili ve verimli bir izleme temposunun başarılı trade ve yatırım kararları verilmesini sağlayacağını hatırlamak motivasyonunuzu diri tutmanıza, disiplininizi korumanıza ve kazançlarınızı artırmanıza yardımcı olacaktır.

Önemli olan nicelik değil niteliktir.

Trade sıklığınız tam zamanlı bir trader’a göre daha az olabilir; ancak unutmayın ki asıl amaç işlem sayısını değil, kasanızı büyütmektir. Bu da bizi döngüsel bir dengeye götürür: Düzenli ama verimli şekilde yürütülen kısa süreli çalışma rutini, gündelik yaşam kalitenizi (ilişkiler, uyku düzeni, dinlenme alışkanlıkları) artırır. Bu artış ise daha sağlıklı ve doğru kararlar vermenizi sağlar. Sonuçta kasanız büyüdükçe, kendinize ve sevdiklerinize daha çok zaman yaratabilir, iş yükünüzü azaltacak yeni fırsatlara yatırım yapabilirsiniz.

Daha detaylı öneriler için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:

Çoğu insan yavaşlayamıyor veya ara vermeyi kendisine maliyetli bir lüks olarak görüyor; çünkü durduklarında yeteneklerini, işlerini veya başarılarını kaybedeceklerinden korkuyorlar. Alışkanlıklar da bu durumu pekiştirici bir etkiye sahip. Gün boyunca çalışıp tükenmiş hissetmediğimiz sürece o günü verimli geçirdiğimize inanmakta zorlanıyor, suçluluk duygusu eşliğinde boşa geçmiş bir gün düşüncesine kapılıyoruz. Haftalık çalışma saatlerini 4 güne düşürmeyi teklif eden Andrew Barnes’in gençlik yıllarında, City of London’da neredeyse haftanın her günü, sabah 07.30’dan akşam 19.30’a kadar yoğun bir tempoda çalıştığını kısa bir not olarak düşmek isterim; yani aslında kendi deneyimlerinden yola çıkarak bu sistemi yapılandırmış.

İleri Okumalar, Yararlanılan Kaynaklar ve Öneriler

  • Andrew Barnes, The 4 Day Week: How the Flexible Work Revolution Can Increase Productivity, Profitability and Well-being, and Create a Sustainable Future
  • Dr. Brett N. Steenbarger, The Daily Trading Coach
  • Johann Hari, Çalınan Dikkat

Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.


Çerez ayarları

Geçerli durum