Trader’ların sıklıkla yaptığı hatalara dair yazı serimizin dördüncü bölümünde intikam trade’inden nasıl kaçınabileceğimizi, arka arkaya kayıpların risk algımız üzerindeki ters etkisinden ve sanal ortamda işlem almanın olumsuz yanlarından bahsedeceğim.
İntikam trade’i atmaktan kaçınmalısınız: Başarısız olabilir, arka arkaya kayıpla sonuçlanan işlemler alabilir, zararınızı gidermek adına daha fazla işlem almanın doğru olduğunu düşünebilirsiniz. Ama gerçekten öyle mi? Birçok deneyimli trader’ı incelerseniz intikam trade’inin kazancı hiçbir zaman getirmediğini söylediğini duyarsınız. Bu söylemin arka planında aslında kendilerinin de defalarca kez deneyip bunun gerçekten de işe yaramadığını keşfetmelerinin yattığını düşünebiliriz.
Bu noktada kendinizin farklı olduğunu, bunu başarabileceğini veya diğerleri gibi kontrolü kaybetmeyeceğini düşünüyor olabilirsiniz. Oysa muhtemelen “aşırı özgüven yanlılığı” veya “yanlış eşsizlik yanılgısına” kapılıyorsunuz. Ortada telafi edilmesi gereken bir tutar olduğu için intikam trade’i atan birçok kişinin duygusal hareket etmeye, FOMO’ya daha çok kapılmaya ve gereksiz yere riskler almaya daha açık olduğu söylenebilir. Peki arka arkaya kayıp alındığında bunun yerine ne yapılabilir?
Ara vermenin önemi
Öncelikle klişe de olsa kesinlikle biraz ara vermenizi öneririm. Neden hata yaptığınızı ve arka arkaya stop olduğunuzu sorgulamadığınız sürece aynı hataları sürdürmeye devam etmemeniz için hiçbir neden yok. Ortadaki sorunları görmezden gelmeniz çözümün kendi kendine ortaya çıkmasını sağlamayacaktır.
İkinci olarak ara verdiğiniz dönemde iyi oluşunuzu artıracak aktivitelerde bulunup (arkadaşlarınızla buluşmak, spor yapmak, dizi&film izlemek vs.) biraz nefes alabilirsiniz. Sürekli işlemde olmanın kendisi çok yorucuyken vücudunuza dinlenmek için pay bırakmak daha sağlıklı bir şekilde dönmenizi ve psikolojinizi yönetebilmenizi sağlayacaktır. Bu noktada geçimini buradan sağlayan kişiler için mantıksız olabileceği düşünülebilir fakat para kazanamadığınız ve aynı hataları sürdürdüğünüz sürece ileriye gitmek yerine geriye gitmeye devam edeceksiniz. Dolayısıyla bazen geriye gitmektense yerinde saymanın çok daha iyi olduğunu kabul etmeliyiz.
İşlemleri küçülterek özgüveni yeniden kazanmak
Son olarak arka arkaya kayıp aldığım dönemlerde kendi uyguladığım bir taktikten bahsetmek istiyorum. Bu gibi dönemlerde birkaç gün ara verdikten ve dinlendikten sonra ilk aldığım birkaç işlemi normalde alacağım tutarın yarısıyla veya dörtte biriyle almaya özen gösteriyorum. Bu sayede hem becerilerimi teyitliyor hem özgüvenimi koruyor hem de yöntemimin işlevini kontrol ediyorum. Aynı zamanda başarısız işlem almam durumunda çok daha az para kaybederek bakiyemi de sarsmıyorum.
Bir miktar para kaybettiniz diye geri kalanını da savurmamalısınız: Bazı kişilerde gözlemlediğim örüntülerden birisi de büyük bir miktar para kaybettikten sonra kalan parayı “Zaten bu kadar kaybettim, bu da gitse artık bir şey olmaz” diyerek gereksiz yere riske etmeleridir. Oysa amacımız trader olmaksa küçük kayıplardansa genel çerçeveye odaklanmak ve sahip olduğumuz parayı savurmaktansa ileride kullanmak üzere değerlendirmek çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Hatalar sarmalına düşmemek
Alışkanlık süreçleriyle ilgili yazmış olduğum seriden hatırlayacağımız James Clear’ın bir sözünü hatırlayalım. “Sizi mahveden hiçbir zaman ilk hata değildir, onu takip eden tekrarlı hatalar sarmalıdır. Bir şeyi bir kez kaçırmak kazadır. İki kez kaçırmak ise yeni bir alışkanlığın başlangıcıdır.” Henüz başlangıçtayken (ya da öğrenme sürecindeyken) duygu, düşünce ve davranışlarınızı (genel çerçevede alışkanlıklarınızı) nasıl inşa ederseniz sürecin o şekilde ilerleyeceğini söyleyebiliriz. Unutmayalım ki beyin tanıdık kaosu, yabancı huzura tercih etmeye eğilimlidir. Bu aşamada tanıdıklık duyduğumuz şeyin kaos mu yoksa huzur mu olacağını belirleyecek olan şeyse bizden başka kimse değildir. Yaptığınız her bir eylemin sorumluluğunu almalı, sonuçlarına katlanmayı öğrenmelisiniz. Değişim ve gelişim sürecinin sancılı bir süreç olmakla beraber devamında birçok güzel şeyi de barındırdığını kendinize hatırlatmalısınız.
Sanal ortamdan işlem almak kişilerin paraya dair algısını bükebilmektedir: Artık borsa uygulamaları aracılığıyla tek bir tuşa basarak işlemlere dahil olabiliyoruz. Peki bunun arkasında nasıl bir psikoloji yatıyor? Öncelikle psikologlar da dahil olmak üzere farklı alanlardan birçok kişi “kullanıcı deneyimi (UX&UI), nörobilim veya ikna” üzerine detaylı çalışmalar yürüterek kişilerin davranışlarını ve kararlarını şekillendirmektedir. Basit ve somut bir örnekle anlatacak olursak bir markete girdiğinizde ürünlerin hangi sıralamayla size sunulduğu, kasa dibinde hangi ürünlerin olacağı, ürünlerin hangi rafa yerleştirileceği gibi birçok farklı konuda çalışmalar yürütülmektedir.
Kumarvari işlemlerden uzak durmak
Tıpkı bu örnekteki gibi borsalar da benzer mantıkla hareket etmektedir. Kullanımı en kolay olan, arayüzü göz yormayan, hızlı hareket edebilen, işlem almadan önce çok fazla uğraştırmayan borsaları seçmeye eğilimliyiz. Her şeyin bu kadar kolay olmasının yanında getirdiği avantajlar kadar dezavantajlar da mevcut. Öncelikle tek tuşla işleme dahil olabilmek bizi anlık veya dürtüsel hareket etmeye itebilmektedir. Bir işleme girmeden önce karar sürecinden geçmeden işlem alabilmenin mümkün olması, kişilerin yatırdıkları parayı “gerçek” olarak algılamaması, borsaların “bonuslar” aracılığıyla kişileri cezbetmesi kumarvari işlemlere yönelinmesine yol açabilmektedir.
Kayıplar “ekrandaki sayılardan” mı ibaret?
İkinci olarak birçok kişinin zamanla para algısının kaybolduğunu düşünmekteyim. Kişiler para kazanmaya ve kasalarını büyütmeye başladıkça bir süre sonra kaybedilen tutarlar oldukça büyük olmasına rağmen herhangi bir hissiyat yaratmayabiliyor. Var olan bu durumun hedonik adaptasyondan ve risk eşiğinin yükselmesinden kaynaklanabileceğini düşünüyorum. Bireysel bir deneyim olarak yaklaşık 30.000 dolar kaybettiği hâlde eli titremeyen bir arkadaşım vardı. Rasyonel açıdan bakıldığında bu kadar yüksek bir paranın kaybedilmesinin onu üzmesi, hatta yıkıntıya sürüklemesi gerekirken ne hissettiğini sorduğumda “Ekranda yalnızca sayıları görüyorum” demişti.
Son olarak para algısı kadar kazanç algısı da bükülmekte. Başlangıçta yaptığım en büyük hatalardan birisi yüzde 5-10 kâr aldığım işlemleri küçümsemekti, sanki tek işlemde yüzde 50 ve üstü almalıymışım gibi hissederdim ama halbuki yüzde 5-10 dediğiniz oranlar zaten çok iyi. Kriptoda önceden görülen 5x-10x-50x gibi kazançların insanları cezbetmesi birçok kişinin boğa sonunda ellerindeki malı satamadan zarara dönmesine yol açmaktadır. Kazançlarınızı realist bir bakış açısıyla değerlendirerek planlı bir şekilde realize etmelisiniz aksi takdirde sonuç hüsrana uğramak olacaktır.
Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.