Finansal piyasalarla yeni tanışan pek çok kişinin ilk odağı, hızlı bir şekilde para kazanmaktır. Bu nedenle birçoğu, teknik analiz eğitimlerini hızlıca tüketip grafik çalışmaya başlar ve mümkün olan en kısa sürede işlem açmaya yönelir. Ancak odak noktası yalnızca kazanç olduğunda, gerçeklerle -risk yönetimini yapmazsan para kaybedersin, para kaybettikçe huzursuz hissetmeye başlarsın, başarısız oldukça yöntemi veya kendini sorgularsın- ilk karşılaşmada sarsılmak kaçınılmaz olur. Bu sürecin sonunda ise kişiler ya başka eğitimlere yönelir ya başkalarının verdiği işlemleri takip etmeye veya hislerine göre işlem almaya başlar ya da tamamen bırakarak piyasadan çekilir.
Teknik analiz yöntemlerini öğrenmek yanlış bir başlangıç değildir; ancak yalnızca teknik analiz eğitimleriyle kendinizi boğmak yanlış bir başlangıçtır. Bu eğitimleri alırken, eş zamanlı olarak risk ve psikoloji yönetimi üzerine okumalar yapmalı, kendi sisteminizi inşa etmeye başlamalısınız. Kaybettiğiniz dönemlerde nasıl bir psikoloji içinde olduğunuzu gözlemlemeli ve buna uygun eylem planları oluşturmalısınız (örneğin, “arka arkaya birkaç kez stop olursam o günü pas geçeceğim” gibi). Aynı şekilde, işlem almaya başlamadan önce risk-ödül oranı mantığını içselleştirmeniz de sürecin temel adımlarından biridir.
Daha detaylı bilgi ve önerilere ulaşmak için aşağıdaki videodan yararlanabilirsiniz:
Risk-Ödül Oranı Nedir?
Başarısız bir işlemin ardından kişi üzgün, kaygılı, korkulu veya öfkeli hissedebilir: Kaybettiği için üzüntü, başaramayacağını düşündüğü için kaygı, yeniden işleme girmeye karşı korku, hem markete hem de kendine karşı öfke duyabilir. Oysa risk yönetimini doğru yapan bir trader, risk-ödül oranı yaklaşımı sayesinde hatalarını telafi edebileceğini bilir ve bu da ona pozitif bir beklenti yanlılığı kazandırır.
Risk-ödül oranı; kurguladığınız işlemde riske ettiğiniz tutarın, elde etmeyi hedeflediğiniz kazanca oranlanmasıyla hesaplanır. Yani aslında cevapladığınız temel soru şudur: “Bu işlemde kazanabileceğim miktar, kaybetme riskine gerçekten değiyor mu?”
100 dolar seviyesinden X paritesinde bir pozisyon açtığınızı varsayalım. Stop seviyenizi 95 dolara, kâr seviyenizi ise 115 dolara koyduğunuzda, 5 dolarlık bir kaybı göze alarak 15 dolarlık bir kazancı hedeflemiş olursunuz. Bu durumda 1R’ınız 5 dolara denk gelir ve işleminizin 1:3R’lık bir işlem olduğunu söyleyebiliriz.
Basit bir hesapla, üç işlemde toplam 3R kaybettiğinizi varsayalım. Bu durumda, yalnızca 1:3R’lık tek bir başarılı işlem tüm zararınızı telafi etmeye yetecektir. Dolayısıyla, her zaman toparlanma şansınız vardır. Üstelik, kaybeden tarafta olmaktansa kazançlı tarafta olma olasılığınız daha yüksektir. Kazandığınız her işlem, size sonraki fırsatlar için ekstra bir “kurşun” kazandırır.
RR mı, Başarı Oranı mı?
Risk-ödül oranı kavramı devreye girdiğinde, başarı oranı aslında görece olarak ikinci planda kalır. Yukarıdaki tablodan da görülebileceği gibi, yüksek RR’a sahip işlemler kurgulayarak düşük başarı oranına sahip olsanız bile genel bakiyeniz açısından kârlı bir tablo oluşturabilirsiniz.
Bu noktada 80/20 kuralından bahsedebiliriz. Kazançlarımızın büyük bir kısmının (%80), toplam işlemlerimizin yalnızca %20’sinden geldiği belirtilmektedir. Yani birkaç büyük kazançlı işlem, pek çok başarısız işlemi telafi eder. Dolayısıyla, doğru değerlendirilen bir fırsat ve tatmin edici bir risk-ödül oranı ile anlamlı miktarlarda kazanç elde etmek mümkündür. Acele etmek ya da sürekli işleme girmek yerine, yüksek RR’a sahip tek bir stratejik işlem dahi önemli fark yaratabilir.
Daha detaylı bilgi ve önerilere ulaşmak için aşağıdaki videodan yararlanabilirsiniz:
“Stop Koyma” Fikriyle Barışmak
Risk-ödül oranı mantalitesini benimsemek, “stop koyma” fikriyle barışmanızı da kolaylaştırır. Stop koymanın temel amacı aslında paranızı koruyarak daha iyi fırsatlar için saklamaktır. Ancak burada önemli olan, ne kadar kaybı tolere edebileceğinizi doğru biçimde değerlendirmektir. Kimileri için 50 dolarlık bir risk kabul edilebilirken, kimileri çok daha yüksek tutarları göze alabilir. Özellikle yeni başlayanların kendi stratejilerini oturtana ve sistemi tam olarak kavrayana kadar küçük tutarlarla ilerlemesi hem sermayelerini korumaları açısından sağlıklı olacak hem de daha fazla deneme yaparak öğrenme fırsatı yaratacaktır.
İhtiyaç Duyulan Parayla İşlem Almanın Olumsuz Etkileri
Burada küçük bir parantez açmak istiyorum. Eski bir Wall Street atasözü der ki: “Korkan para asla kazanamaz.” Eğer kaybetmekten korktuğunuz bir parayla -örneğin kira, borç, kredi veya fatura gibi zorunlu giderleriniz için ayırdığınız parayla- işlem alıyorsanız, başarılı olmanız neredeyse imkânsız hale gelir. Çünkü bu durumda traderlığa dair tüm zorluklar katlanarak sizi etkisi altına alır. Duygularınızı yönetmek zorlaşır, işleminiz zarardayken ya da kazançlıyken soğukkanlı kalmak neredeyse imkânsız hale gelir.
Başarılı bir işlem almanız durumunda ise farkında olmadan olumsuz bir alışkanlık örüntüsü yaratır ve ihtiyacınız olan parayla işlem almaya devam edersiniz; ta ki sonunda tamamını kaybedene kadar… Kaybınızı telafi etme dürtüsüyle ekstra borç alabilir, riskinizi artırabilir ve elinizdekini tamamen yitirebilirsiniz. Özetle, risk edeceğiniz paranın sizin veya yakınlarınızın yaşam şartlarını, rutinlerini ve yaşam kalitesini etkilememesi gerekir. Buradan “Sizin için önemli olmayan bir parayı dilediğiniz gibi riske edebilirsiniz” anlamı çıkarılmasın; aksine, sermayenizin her bir kuruşunun değerli olduğunu unutmamanız gerekir.
Riskimizi Daha İyi Yönetebilmek İçin Neler Yapabiliriz?
Risk yönetimini yapamıyor ve kendinizi işlem almaktan alıkoyamıyorsanız, bu noktada kendinize bazı sınırlamalar getirebilirsiniz. Örneğin, tıpkı fon firmalarının yaptığı gibi, bakiye büyüklüğünüze göre günlük bir kayıp limiti belirleyebilirsiniz (örneğin 100$). Eğer o gün bu limiti doldurursanız, işlem almayı bırakmanız gerekmektedir.
İşlem sayısı açısından da benzer bir yaklaşım izleyebilirsiniz. Örneğin “Günlük en fazla 3 işlem alacağım” şeklinde bir kural koyarak daha fazlasını almamaya çalışabilirsiniz. Bazı trader’lar kendilerini tek bir işlemle sınırlamakta; eğer kazançlı olursa ikinciyi almaktadırlar. Burada önemli olan, fırsatların hiçbir zaman bitmeyeceğini ve çok sayıda işlemin daha fazla kazanç anlamına gelmediğini fark etmektir. Kendinize koyduğunuz bu sınırlar, işlemlerinizin niceliğinden ziyade niteliğine odaklanmanıza yardımcı olur ve daha kaliteli işlemler kurgulamanızı sağlar.
“Neden Kaybettim?”
Kayıpla sonuçlanan işlemleri değerlendirmek de risk yönetiminin önemli bir parçasıdır. Neden kaybettiğinizi, bir daha kaybetmemek için neler yapabileceğinizi detaylıca inceleyerek stratejilerinizi güncellemelisiniz. Arka arkaya kayıplar yaşıyorsanız bir veya iki günlük (ihtiyacınıza göre) ara vermek, zihinsel olarak kendinizi sıfırlayıp geri dönmek çok daha sağlıklıdır.
Çünkü sürekli kayıp yaşayan trader’lar, bunu telafi etmek için ekstra riskler alarak tüm zararlarını tek seferde çıkarmaya veya gereğinden fazla işlem yapmaya yönelebilmektedir. Kaybın devam etmesi durumunda ise “Zaten kaybedeceğimi kaybettim, kalanı da kaybetsem ne olur ki?” düşüncesiyle daha fazla risk alma eğilimi ortaya çıkmaktadır.
Her Zaman Kazanabilmek Mümkün mü?
Benzer şekilde, arka arkaya kazançlı işlemler sonrasında da benzer zihinsel tuzaklar görülebilir. Yenilmezlik hissiyle beraber kişiler, normal şartlarda almış oldukları işlem miktarını artırabilmekte ve “Zaten kazanacağım, neden daha fazla kazanmayayım?” algısına kapılabilmektedir. Bu noktada disiplinli kalmak ve belirlediğiniz sınırları korumak kritik öneme sahiptir.
Marketi tamamen doğru tahmin edemezsiniz; bu nedenle market size ne gösteriyorsa ona tepki vermelisiniz. Görmeyi istediğiniz şeylere göre değil, gördüğünüz şeylere göre işlem almalısınız. İyi çalıştığını düşündüğünüz stratejileri daha çok pratik ederek test etmeli ve kendinize uygun bir risk yönetimi modeli geliştirmelisiniz.
Hiçbir zaman %100 başarı oranını yakalayamayacağınız için, kayıpla sonuçlanan işlemler için risk yönetimine uymak şarttır; aksi takdirde paranızın tamamını kaybetme ihtimaliniz artacaktır. Son olarak, traderlığı çok karmaşık bir şeymiş gibi görmemelisiniz. Zihninizde ne kadar büyütürseniz, ulaşması o kadar zor olacaktır.
İleri Okumalar ve Öneriler
- Andrew Aziz & Mike Baehr, Mastering Trading Psychology
- Dr. Brett N. Steenbarger, The Daily Trading Coach
- Mark Douglas, Trading In The Zone
- Mark Douglas, The Disciplined Trader
- Morgan Housel, Paranın Psikolojisi
- efloud.medium.com, Yüksek Kazanma Yüzdesi vs. Yüksek Ödül (Reward = R)
- efloud.medium.com, Price Action, Risk Yönetimi ve Bunların Birbirleri ile Olan İlişkisi
Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.





