Traderlık veya yatırımcılık, içerisinde birçok stres kaynağını barındırmaktadır. Grafikleri, fiyat hareketlerini, dünyadan haberleri takip etmeye çalışırken aynı zamanda kendini geliştirmeyi, yeni modeller test etmeyi, aldığın işlemlerin değerlendirmesini yapmayı içerir.
Risk yönetiminden karar almaya, dürtülerini kontrol etmekten pozisyonunu yönetmeye kadar birçok konuda kişiler tek başınadır. Kişiler tüm bunları gerçekleştirirken aynı zamanda özel hayatlarına da dikkat etmek zorundadır. Sevdiklerine zaman ayırmalı, bireysel yaşantılarındaki görev ve sorumluluklarını gerçekleştirmeli, eğer farklı bir işte çalışıyorsa kendini bölmelidir.
“Stres” tanımımız doğru mu?
Şirketlerdeki traderlarla ve bireysel yatırımcılarla yapılan çalışmalarda psikologlardan ve performans koçlarından en çok talep edilen konunun stresi azaltmak, hatta yok etmek olduğu görülmüş. Duygusuz trade mümkün mü sorusuna yanıt arayan içeriğimde de bu konuya değinmiştim. Stres, insanlar tarafından genellikle olumsuz olarak algılansa da bu konuda bazı yanlış anlaşılmalar olduğunu ve stresin bizim için güçlü bir uyaran olduğunu düşünüyorum.
Öncelikle Türkçe’de yalnızca “stres” kelimesi kullanılmasına rağmen; İngilizce’de “stress” ve “distress” olarak ikiye ayrılmaktadır. Stres, vücutta veya zihinde tepkiye yol açan herhangi bir uyaranken; “distress” daha çok bizim “sıkıntı” dediğimiz şeye denk gelmektedir. Yabancıların bu gibi dilsel bir ayrıma sahip olmaları stresi faydalı ve zararlı olarak yorumlamalarına yardımcı olmaktayken; bizde olumsuz bir şeymiş gibi kullanılmaktadır.
Stresin tamamen kötü olduğunu ya da her stres kaynağının sizi kaygıya, endişeye veya paniğe sürükleyeceğini söyleyemeyiz. Bazen vücudunuzun kendini koruyabilmesi ve tepki verebilmesi için de stres kaynaklarına ihtiyacınız bulunmaktadır. Örneğin elinizi ateşe yaklaştırdığınızda hissettiğiniz yanma hissi de bir stres kaynağıdır ve yanmanızın önüne geçerek sizi korur. Yani stres, evrimsel süreçte bizi tehlikelere ve belirsizliklere karşı koruması açısından oldukça adaptif olduğundan bugünlere kadar taşımaya devam ettik.
Stresi doğru değerlendirmek
Stres konusunda dikkat edilmesi gereken şey hangi tür stres kaynaklarının yararlı olup hangilerinin zararlı olabileceğini tespit etmeyi ve onu nasıl yönetebileceğimizi öğrenmektir. Stres anlarında zihin ve beden, tüm odağını stres yaratan kaynağa yönlendirmektedir.
Örneğin bir savaş haberi geldiğinde işlemde olan bir traderın gece boyunca haberleri takip etmesi ve pozisyonunu haberlerin gidişatına göre yönetmesi etkili bir stres yönetimi örneğidir. Dolayısıyla performansınızı artırması ve karar verme süreçlerinize katkısı açısından kendi lehinize de kullanmanız mümkündür. İlk başlarda bunu yapmak zor olsa da ilgili stres kaynağına alışmaya başladıkça verilen enerji ve dikkat azalmaya, ilgili uyaranın sizde uyandırdığı duyguların şiddeti azalmaya başlar; daha az uyarılmaya başlarsınız. Alışkanlıklarla ilgili bu yazıma göz atabilirsiniz.
Stres ve performans arasındaki ilişki
Stres ve hissettiğimiz baskı, optimal düzeyde olduğu sürece bizim dostumuz diyebiliriz. Performans ile stres (salgılanan kortizol miktarı) arasındaki ilişki ters U’ya benzemektedir. Stres düzeyinin çok düşük olduğu durumlarda bireylerin motivasyonları ve odaklanma kapasiteleri azalır, eyleme geçme konusunda isteksiz ve hevessiz hâle gelirler. Çok yüksek olduğu durumlarda ise kişiler aşırı kaygılı hâle gelir, zihinsel dağınıklık ve hata yapma olasılığı artar. Kişiler bu aşamada ya dürtüsel ve aceleci kararlar alır ya da tam tersine, eyleme geçmekte zorlanabilir veya hiç geçmeyebilir.
Aşırı stresin sürekli hale gelmesi ise kişilerin tükenmişlik sendromuna yakalanmalarına yol açar, motivasyonlarını ve verimliliklerini azaltır, fiziksel ve psikolojik iyi oluşlarını ciddi biçimde olumsuz etkiler. Optimal düzeyde stres seviyeleri ise kişilerin gerekli baskıyı hissederek harekete geçmesini sağlar. Kişiler gerçekleştirecekleri eyleme dikkatini ve enerjisini daha rahat aktarır, kapasitesini etkin biçimde kullanabilir ve performansını artırır. Yani özetle çok düşük veya yüksek stres, düşük performansla ilişkiliyken; orta düzeyde (optimal) stres seviyeleri sürdürülebilir başarı ve yüksek performansı getirir.
Yazının başında da bahsettiğim gibi traderlık ve yatırımcılık kendi içerisinde birçok stres kaynağını barındırmaktadır. İşlem almanın kendisi dahi içerisinde birçok risk ve belirsizlik barındırır, her zaman da barındıracaktır.
Bir ameliyatla vücudumuzdan stresle ilgili her şeyi aldırdığımızı düşünelim. Bu noktada başarılı bir trader olabileceğimizi söyleyebilir miydik? Tabii ki hayır, çünkü bu sefer de tehlikeler karşısında tetikte olamaz, risk yönetimi yapamaz grafiğe rastgele şekilde bakıp rastgele işlemler alırdık. Optimal düzeyde baskı hissetmek ve optimal seviyelerdeki stres düzeyi, bizlerin tetikte olmasını ve daha dikkatli bir yaklaşım sergilemesini sağlar. Bu nedenle stresi bir düşman olarak görmek yerine bir dost olarak görmeliyiz.
Stres tepkisini doğuran etmenleri nasıl değerlendiriyoruz?
Bir uyaranın bizde ne tür bir stres tepkisini doğuracağı o uyaranla olan ilişkimize ve bakış açımıza bağlıdır. Örneğin Steenbarger ve David Aderman tarafından yapılan bir deneyde katılımcılar iki gruba ayrılmıştır. Her iki gruptan da bir konuşma yapmaları istenmiş ve sonrasında performansları hakkında negatif geri bildirimler verilmiştir. Deneyden önce birinci gruba konuşma becerisinin kişilikle ilişkili olduğu ve dolayısıyla değiştirilemeyeceği söylenirken; ikinci gruba konuşma becerisinin kolayca geliştirilebileceği söylenmiştir. İki grubun stres düzeyleri karşılaştırıldığında ilk grubun önemli ölçüde yüksek strese sahip olduğu bulunmuştur. Kişiler, konuşma becerisinin değiştirilemeyecek bir şey olduğuna dair bir manipülasyona maruz kaldıkları için yetersizlik ve başarısızlık hisleri tetiklenerek ekstra stres yaşamışlardır.
Traderlık için de aynı mantık geçerlidir. Örneğin siz kayıpları “hayatın sonu” gibi yorumluyorsanız bu durumu yaşamak her seferinde sizi sıkıntıya sokacak, endişe ve paniğe kapılmanıza neden olacaktır. Öte yandan kayıpları, tıpkı kazanmak gibi, sürecin doğal bir parçası olarak görür ve gelişim odaklı bir perspektiften değerlendirirseniz sizi sıkıntıya sokmayacak, motivasyonunuzu ve bakış açınızı korumanıza yardımcı olacaktır. İlk koşuldaki trader her kayıpta paniklerken; ikinci koşuldaki trader kayıpların peşinden kazançların gelebileceğine dair inancını koruyabilecektir.
Kendimizde stres yaratan faktörleri tespit etmek ve yeniden çerçevelemek daha başarılı bir trader olmamızı sağlayacaktır. Örneğin eğer ihtiyacım olan parayla işlem alıyorsam ve bu bende aşırı stres yaratıyorsa bunu doğru okuyabildiğim senaryoda yanlış bir şey yaptığımı kabullenip daha fazla kaybın önüne geçmem gerekir.
Yine benzer şekilde hayatımda çok fazla stres kaynağı varsa (aşırı iş yükü, ailevi sorunlar, ayrılıklar, sınavlar vs.) bunu fark edip işlem almaktan kaçınmak da sağlıklı bir tepki olacaktır. Aksi takdirde aşırı stresin karar verme, planlama, dikkat gibi birçok bilişsel beceriye olan olumsuz etkilerinden kaynaklı olarak başarısız olmak kaçınılmaz olacaktır.
Stresi etkili bir şekilde yönetebilmek için neler yapabiliriz?
Peki, stresi etkili bir şekilde yönetebilmek için neler yapabiliriz? Bu konuda internette sayısız öneri bulunuyor. Bu nedenle tek tek yöntemleri sıralamak yerine, dileyen kişilerle başka yazılarımda ya da X üzerinden bu önerileri paylaşabilirim. Burada ise bana iyi gelen birkaç noktadan kısaca bahsederek yazıyı tamamlamak istiyorum.
Ben stresli durumları yönetebilmek için öncelikle, stres yaratan kaynağın neden bende bu tepkilere yol açtığını sorguluyorum. Ardından durumu zihnimde otomatik olarak “kontrol edebileceğim” ve “kontrol edemeyeceğim” unsurlar şeklinde sınıflandırıyorum. Örneğin piyasaları, fiyat hareketlerini ya da dünyadaki haber akışını kontrol edemem. Ancak işlem alacağım pariteleri, risk yönetimimi ve aldığım kayıpların üzerimde bıraktığı etkiyi kontrol edebilirim. Bu tür bir düşünce yapısı, kontrol hissimi artırarak daha az stres yaşamamı sağlıyor. Çünkü yaşanan durumu belirsiz ve tehditkâr bir hâlden çıkarıp, daha çözülebilir ve öngörülebilir bir çerçeveye oturtmuş oluyorum.
Hayatın gerçeklerini kabullenmek, stresle başa çıkma konusunda elimizi güçlendiren en önemli adımlardan bir diğeridir. Dr. Phil Stutz’a göre hayatta değişmeyen üç temel gerçek vardır: acı, belirsizlik ve sürekli çaba. Bu gerçekler ortadan kalkmadığı gibi, çoğu zaman tam da kaçınmaya çalıştığımız ölçüde daha baskın hâle gelirler.
Bu çerçeveden bakıldığında stres de hayatın geçici bir problemi değil, doğal bir parçasıdır. Onu tamamen yok etmeye çalışmak yerine, varlığını kabul etmek ve nasıl yöneteceğimizi öğrenmek çok daha işlevseldir. Çünkü stres, yönetilebildiği sürece bir tehdit olmaktan çıkar; kişiyi harekete geçiren, sınırlarını fark etmesini sağlayan ve gelişimi destekleyen bir sinyal görevi üstlenir.
İleri Okumalar, Yararlanılan Kaynaklar ve Öneriler
- Andrew Aziz & Mike Baehr, Mastering Trading Psychology
- Dr. Brett N. Steenbarger, The Daily Trading Coach
- Dr. David Burns, İyi Hissetmek
- Hector Garcia & Francesc Miralles, Ikigai: Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı
- Mark Douglas, Trading In The Zone
- Mark Douglas, The Disciplined Trader
- Morgan Housel, Paranın Psikolojisi
Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.





