Yükleniyor...

Tükenmişlik Sendromu ve Trade-Yaşam Dengesi

tukenmislik-sendromu

Yemek yerken video izlemek, yürürken podcast dinlemek, duşta müzik dinlemek, işlem yakalamaya çalışırken bir şeyler dinlemek, yolda oyun oynamak, çalışırken aynı anda birden fazla işle uğraşmak, meditatif müziklerle veya rastgele videolarla uyumaya çalışmak ve daha nicesi… Bunlara ek olarak iş hayatı, akademik kariyer, romantik partner, sosyal ilişkiler, aile gibi birçok konuda sürekli olarak aktif olmamız gerekiyor. Arka planda daima yetişmesi gereken, acil ve çok önemli işler bulunuyor. Çalışma saatleri, iş yükü ve rekabet giderek artıyor. Duramıyoruz, yavaşlayamıyoruz ve bir süre sonra tükenmeye başlıyoruz. Bugünkü yazımda finans sektöründe ve traderlar arasında sıklıkla görülen tükenmişlik sendromundan bahsedeceğim.

Tükenmişlik sendromu, zihnimizin sürekli olarak başarıya ulaşma çabasından kaynaklanan zihinsel, psikolojik ve fiziksel bir bitiş halidir. İlkel çağlarda sahip olunan görevler çok daha basit ve sınırlı sayıdayken; günümüzde yalnızca gün içerisinde bile sayısız karar alıyor, aynı anda birden fazla işi yapmaya çalışıyoruz. Üstelik tüm bunları arka planda bizi bekleyen diğer görevleri düşünürken gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Öte yandan zihinsel olarak sınırlı bir kaynağa sahibiz. Zihinsel kaynaklarınızı pil gibi düşünebilirsiniz, telefonunuzu kullandıkça gün sonuna doğru şarjınız azalmaya başlıyor. İlk önce parlaklığı kısıp gereksiz uygulamaları kapatmaya başlıyorsunuz, sonrasında ise tasarruf moduna alıyorsunuz. Zamanla pil sağlığınız da giderek azaldığı için şarjınız %100 dolu olsa bile eski performansı göremiyorsunuz.

Tükenmişlik sendromunun nedenleri nelerdir?

Tükenmişlik sendromunun nedenlerine bakıldığında uzun süre boyunca maruz kalınan stres, aşırı iş yükü, artan çalışma saatleri, sorumlulukların giderek artması, ailevi durumlar, günlük hayatın getirdiği yükler, bazı kişisel özellikler (Mükemmeliyetçilik gibi) sayılabilir. Bireysel bir yorum olarak diğer finansal ürünlere ek olarak kripto paralarla da işlem alan kişilerde tükenmişlik sendromuna yakalanma ihtimalinin daha fazla olacağını düşünüyorum. Piyasaların 7/24 aktif olması, volatilitenin fazlalığı, bilgi ve haber bombardımanı gibi birçok parametre kişilerin sürekli olarak piyasalarla ilgilenmesini zorunlu kılmaktadır. Üstelik birçoğumuz günlük işlerimize ek olarak işlem alıyoruz, yani günlük çalışma temposuna ek olarak gün arasında ya da akşam eve gelindiğinde çalışmaya devam ediyoruz. Bu da dinlenebileceğimiz ve zihnimizi dinlendirebileceğimiz bir alan bırakmıyor.

Birçok kişi tükenmişlik hissinin yalnızca iş yaşamında olduğunu düşünse de aile yaşantınızda, bireysel rollerinizde (ebeveyn olmak gibi) veya romantik ilişkilerinizde de bu hissi deneyimleyebilirsiniz. Tükenmişlik sendromuyla beraber kişiler bütün fiziksel ve zihinsel kaynaklarının tükendiğini düşünür. Yaşam enerjisinin düşmesi, yıpranmışlık, kronik yorgunluk, iş (veya diğer alanlardaki) tatmininin olmaması, hayattaki beklentilerin tükendiğini hissetmek, olumsuz düşüncelere sahip olmak, erteleme davranışları, motivasyon ve performans kaybı bazı temel belirtilerdir. Bu nedenle tükenmişlik sendromu kişilerin fiziksel veya psikolojik sağlığını, iyi oluş hissini, performansını, başkalarıyla olan ilişkilerini ve yaşam kalitesini olumsuz anlamda etkiler.

Tüm bunları her birimiz hayatımızın bir noktasında yaşamışızdır. Tükenmişlik hissiyle beraber diş fırçalamak gibi çok basit görevler bile yükmüş gibi gelmeye başlar. Artık her şeye karşı ilgimizi kaybetmeye, etrafımızda olan bitenleri umursamamaya başlarız. Üretkenlik ve motivasyon diplerdedir. Sürekli olarak hem fiziksel hem de zihinsel anlamda yorgunluk hissi mevcuttur ve hayattaki birçok şeye karşı isteksizlik söz konusudur. Artık boş zamanlarımızda yaptığımız tek aktivite dinlenmek ve hiçbir şey yapmamaktır. Bu aşamadaki kişiler, genellikle içerisinde bulundukları kısır döngüden çıkamayacaklarını düşünür ve çaresiz hissederler. Peki gerçekten öyle mi?

Tükenmişlik sendromundan kurtulmak için neler yapabiliriz?

Öncelikle dürüst olmak gerekirse tükenmişlik hissinden kurtulmak belki haftalarınızı hatta aylarınızı alabilir ama çözümsüz olmadığını bilmek sizi rahatlatmalı. Sürecin çözümü farkındalıkla başlıyor. Tükenmişlik hissine kapılmaya başladığınızı hissediyorsanız bunu ne kadar erken tespit ederseniz o kadar hızlı ve etkili müdahale etmeniz mümkündür. Bundan dolayı içerisinde bulunduğumuz durumu fark etmeniz ve kabullenmemiz gerekiyor. Tükenmiş, bitkin, yorgun veya kaygılı hissediyor olabilirsiniz. Kabullenme, durumun kendisinin çözülebilir bir şey olduğu konusunda beyni ikna etmektir.

Ara vermenin ve dinlenmenin önemi

Tükenmişlik hissi en çok hiç dinlenmeden sürekli bir çalışma temposuna sahip olduğumuzda veya iş-yaşam dengesini sağlayamadığımızda ortaya çıkar. Kişiler işlem almaya veya piyasalara o kadar çok odaklanırlar ki bir süre sonra sosyal, yaratıcı veya spiritüel taraflarını kaybetmeye başlarlar. Odaklanma, traderlar için şart olsa da bunun sürekli hale gelmesi kişileri hem zihnen hem bedenen hem de motivasyonel anlamda tüketmeye başlar. Bir süre sonra çalışmayı sürdürmek dayanılmaz bir hale gelir. Eğer bu tarz duygular hissediyorsanız bunların kaynağını sorgulamalı ve size ne söylediklerini dinlemelisiniz. “Tüm hayatınız işlem almak olmazsa başarılı olamazsınız” gibi bir anlayış hâkim fakat bu tamamen yalan. Tüm hayatınızın yalnızca burası olması dengesiz ve mutsuz bir hayatınız olduğunu gösterir. Bazen sadece sakin bir şekilde durmak ve hiçbir şey yapmamak, zihnimizin sağa sola sürüklenmesine, yalnızca dinlenmesine izin vermek gerekiyor. Uzun süredir aklımıza takılan konuları, çözemediğimiz sorunları veya problemleri hiçbir şey yapmadığımız anlarda (duştayken, yürürken, yemek yaparken) çözdüğümüz çok olmuştur. Beyne dinlenmesi için alan tanımak bu noktada hem yeni bağlantıların kurulmasına hem de tüm bölgelerin çözüm için kullanılabilmesine olanak tanır. 

Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videodan yararlanabilirsiniz.

Daniel Goleman on Focus: The Secret to High Performance and Fulfilment

Trade-yaşam dengesini sağlamak gerekli

Tükenmişlik sendromundan çıkabilmenin bir yolu da farklı aktivitelere yönelmektir. Bu yüzden iş-yaşam dengesini trade-yaşam dengesi olarak da kurmamız gerekmektedir. Birçok kişinin trade performansını artırmak için yalnızca traderlıkla ilgili süreçlere odaklanmak gibi bir hata yaptığını gözlemliyorum. Trade başarımız gündelik yaşantımızı etkilediği gibi gündelik yaşantımız da trade başarımızı etkilemektedir. Ailenizle, arkadaşlarınızla veya romantik partnerinizle yaşadığınız şeyler, gündelik hayatta yaptığınız aktiviteler, sahip olduğunuz sorunlar gibi birçok şey trade başarınız ve mantaliteniz üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Eğer bu alanlarda sıkıntılara sahipseniz aldığınız işlemlerin de kalitesinde azalmalar görülecektir. Dolayısıyla tüm enerjinizi ve motivasyonunuzu yalnızca trade atmaya yönlendirmek yerine sosyalleşmeye, spor yapmaya veya farklı aktivitelere de yöneltmelisiniz. Nasıl ki dengeli bir portföy oluştururken yumurtalarınızı tek bir sepete atmıyorsanız (yani tüm paranızı tek bir coine yatırmıyorsanız) zihinsel yumurtalarınızı da tek bir sepete atmamalısınız. Böylece aldığınız işlemler kötü bile gitse, hayatın diğer alanlarından gelen olumlu duygular zihinsel olarak sizi koruyacak ve tampon etkisi gösterecektir. Özellikle sosyalleşmek, her şeyin başarıya, bireyselliğe ve sürekli çalışmaya indirgendiği bir çağda tükenmişlik sendromunun en güçlü ilaçlarından biridir. Arkadaşlarımızla, romantik partnerimizle yani sevdiklerimizle sohbet etmek, birlikte zaman geçirmek hem fiziksel hem de zihinsel açıdan bizi tazeler, enerjimizi yeniler, motivasyonumuzu ve iyi oluşumuzu artırır.

Daha detaylı öneriler için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

The Psychology of Hedge Fund Traders (Insights from Elite Trading Psychologist)

Beklenti ve hedefler gerçekçi bir zemine oturtulmalı, başarılar kutlanmalı.

Hayatta hedefler, ulaşılması gereken şeyler, istekler hiçbir zaman bitmiyor. Bundan dolayı zihinsel ödülleri de ihmal etmememiz gerekiyor. Bir şeyi başardıktan sonra hızlıca bir sonrakine geçmek yerine alınan zaferi kutlamak ve kendimiz takdir ettikten sonra bir sonrakine geçmek gerekiyor. Örneğin yüksek RR’lı bir işlem yakaladıysanız ya da marketlerin kan ağladığı bir günü kayıpsız bir şekilde kapattıysanız kendinizi takdir etmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz. Kayıplarla başa çıkmak üzerine hazırladığım “Trader Psikolojisi: Kayıplarla Başa Çıkma ve Dayanıklılık” başlıklı yazıma göz atabilirsiniz.

Bir diğer çözüm önerisi ise beklenti ve hedeflerin daha gerçekçi bir zemine oturtulmasıdır. Eğer hedeflerimiz ve beklentilerimiz ulaşamayacağımız bir düzeydeyse, kademeli olarak başarı hissini deneyimlemiyorsak kendi üzerimizde gereksiz yere stres ve baskı yaratırız. Örneğin 1.000$’lık bir bakiyeyle başlayan birisinin bir yılın sonunda 1.000.000$’ı hedeflemesi gerçekçi bir beklenti değildir. Kendisine aşamalı hedefler koyması ve hedefine ulaştıkça bunu kutlamayı alışkanlık haline getirmesi motivasyonunu korumasına yardımcı olacaktır.

Son olarak, kendimizdeki değişimi fark etmeyi ve bu değişimi daha gerçekçi bir yerden değerlendirmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Tükenmişlik sendromuna girildiğinde, geçmişte çok kolay yapılan en basit işler bile ağır ve zorlayıcı hâle geliyor. Böyle bir dönemde günü az da olsa çalışarak kapatmış olmak bir başarısızlık değil, aksine iyileşmenin önemli bir göstergesidir. Bu noktada “Neden gün boyu yattım?” diye kendimizi suçlamak yerine, “Uzun bir süreden sonra bugün 2 saat boyunca odaklanabildim ve verimli çalıştım.” diyebilmek çok daha sağlıklı bir iç diyalog kurmamızı sağlar. Gelişimi eski performansla veya “olması gerekenle” kıyaslamak, tükenmişliği derinleştirirken; şu anki durumunuzu dikkate alarak, atılan küçük adımları fark etmek toparlanmayı destekler. Bu nedenle ilerlemenizi görünür kılmanız ve kendinize hatırlatmanız oldukça önemlidir.

İleri Okumalar, Yararlanılan Kaynaklar ve Öneriler

  • Andrew Aziz & Mike Baehr, Mastering Trading Psychology
  • Dr. Brett N. Steenbarger, The Daily Trading Coach
  • Daniel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme
  • Johann Hari, Çalınan Dikkat

Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.