Gerek eğitimlerde gerekse topluluk içerisinde yapılan paylaşımlarda “Duygusuz bir trader olmalısın.”, “İşlemler esnasında hiçbir şey hissetmemeyi öğrenmelisin.”, “Makine gibi hareket etmelisin.” gibi ifadeler farklı biçimlerde, tekrar tekrar paylaşılmakta. Hatta bazı kişilerden “Keşke duygularımızı aldırabilsek” gibi uç ifadeler dahi duyabiliyoruz. Peki duygusuz bir şekilde işlem alabilmek gerçekten mümkün mü? Trade başarısını artırır mı?
Öncelikle duygusuz bir şekilde işlem alabilmek mümkün değildir. Başarılı veya başarısız her trader, aldığı işlemin ardından mutluluk, üzüntü, korku, kaygı, öfke, kızgınlık, pişmanlık, hayal kırıklığı gibi birçok duyguyu hissetmektedir. Trade hayatında mantık ve duygu konulu yazımı okuyabilirsiniz.
Bizler insanız, olaylar karşısında bir şeyler hissetmek doğamızda var. Duyguların bizler için adaptif faydası oldukça fazla. Örneğin ormanda gezinirken hissettiğiniz korku, tehlikelere karşı tetikte kalmanızı sağlar; hasat zamanı yaklaşırken yaşanan bir fırtına karşısında kaygılanmanız, yeni çözüm yolları aramanıza yol açar. Birçok konuda, sayısız örnek verilebilir. Eğer yaşanan olaylar karşısında hiçbir duygu hissetmeseydik muhtemelen insanlık olarak, bu günlere kadar gelemezdik. Duyguların öğrenme süreçlerinden hafızaya kadar birçok konuda önemi çok büyük.
Dolayısıyla insanın doğasında olan bir metayı (Duyguları) reddetmek kuru gürültüden ve gerçekçi olmayan bir beklentiden başka bir şey değildir.
Asıl problem duygulara sahip olmak değil, duygular tarafından kontrol edilmekte.
Bu konuda birçok kişinin yaşadığı problem aslında duyguları tarafından kontrol edilmekten kaynaklanmakta. Bunun önüne geçebilmek için yapılması gereken şeyse duyguları ortadan kaldırmak değil; duygusal farkındalığı ve duygu yönetimi becerilerini artırmaktır.
Duyguları sinyal olarak kullanmayı, bize verdikleri mesajı okumayı, kendi lehimize kullanabilmeyi ve yönetebilmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Örneğin bir işlemdeyken çok telaşlıysanız bunun arka planında hangi sebepler yatıyor olabilir? İşleme erken mi dahil oldunuz? Gereğinden fazla mı risk aldınız ya da pozisyonunuz, normal şartlarda alacağınızdan daha mı yüksek? Duygular bizim için bir bilgi sağlar; hangi duyguyu, ne zaman ve neden deneyimlediğimizi kendimize sormaksa bu bilgiye ulaşmamızı sağlar.
Bunun sonucunda da ilgili davranışı değiştirmeye başlarız. Duyguların desteği olmadan, bir alışkanlığın değiştirilmesi ve nüksetmemesi çok zordur.
Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.
Duygu yönetimi konusunda Steenbarger tarafından verilen çok sevdiğim bir örnek var: Ameliyattaki bir doktoru düşünün. Ameliyat esnasında beklemediği bir komplikasyon oluştu. Burada hangi duyguların ortaya çıkmasını bekleriz: Korkabilir, kaygılanabilir, kendine kızabilir. Normal şartlar altında bu duygular ortaya çıktığında “Biraz ara verin, nefes alın, duygularınız üzerine düşünün” denir ama o anda doktorun bunu yapması mümkün değildir. İşte tam bu aşamada duygu yönetimi devreye girer. Doktor, duygularının, yapacağı müdahalenin önüne geçmesini engelleyerek hastaya odaklanır ve hastayı kurtarır. Ama ameliyattan sonra neden o anda o duyguları hissettiğini tekrar aynı şeyleri yaşamamak ya da daha kontrol edilebilir düzeyde yaşamak için değerlendirmesi gerekir. Oluşan komplikasyonu ani çöküşlere ya da yaşadığımız kayıpların bizde yarattığı hislere benzetebiliriz, bu anlarda duyguları bir kenara bırakabilmek zor oluyor ama sonrasında durumu değerlendirmek ve kendimize dersler çıkarmak gerekiyor.
Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videodan yararlanabilirsiniz:
Duygusal farkındalığımızı artırıp duygularımızı nasıl yönetebiliriz: Duygusal Termometre
Özetle duygusal öz farkındalığımızın yüksek olması reaktif tepkiler vermek yerine proaktif kararlar alabilmemizi ve daha soğukkanlı davranabilmemizi sağlar. Peki duygusal farkındalığı ve duygu yönetimi becerilerini nasıl artırabiliriz? “Duygusal Termometre” ile gün içerisinde, işlemler esnasında zaman zaman duygu durumunuzu kontrol edebilirsiniz. Başlangıçta bu uygulamayı yapmak saçma gelebilir ama asıl amaç duygusal farkındalığımızı artırıp duygu yönetimini başarmak. Bunu yapabilmek içinse bilinçli olarak enerjimizi ve dikkatimizi oraya vermemiz gerekiyor. Zamanla bu yöntemi uygulamanıza bile gerek kalmayacak çünkü deneyimledikçe bir süre sonra ilgili beceriler otomatik hale gelecek, vücudunuzun verdiği tepkileri okumayı öğrenip davranışlarınızı tekrardan şekillendireceksiniz.
Önünüze bir kâğıt almanız ve her iki tarafına da birer termometre çizmeniz gerekiyor. Bir taraf öfke, stres, hayal kırıklığı, korku gibi duyguları temsil ederken; diğer taraf mutluluk, coşku, heyecan gibi duyguları temsil ediyor. İşlemler esnasında ara ara bu termometreyi güncelleyerek güncel duygu durumunuzun kaç derece olduğunu kontrol etmeniz gerekmektedir.
Örneğin işleme girdim ama rahat hissetmiyorum. O an’da durup duygularımı kontrol etmek mantıklı olabilir. Kafamda derecelendirme yapmam gerekiyor. İşleme girdikten sonra korku duygumun ön planda olduğunu ve 40 derecelere geldiğini düşünüyorsam bu noktada müdahale etmem gerekiyor olabilir.
Bunu yalnızca kayıplar için düşünmeyelim. Mesela arka arkaya 3 kazançlı işlem aldım. Mutluluk ve coşku gibi pozitif duygular tavan yapacağı için aşırı özgüvenli hareket edip para kaybedebilirim, bu noktada duygusal termometre biraz ara vermem gerektiğini hatırlatabilir. Yani özetle duygusal termometreyle amacımız duygusal işlem almanın önüne geçmektir. Duygularımızı somutlaştırması açısından oldukça faydalı bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Bu sayede duygularınızın, kurallarınızın önüne geçmesine engel olabilirsiniz.
Duyguları dışa vurabilmenin beyindeki karşılığı ne?
Nörobilim alanında yapılan çalışmalara göre duyguları fark edebilmek ve tanımlayabilmek, hatta mümkünse yazıya dökmek veya sesli bir şekilde dışa vurmak, onlar üzerindeki kontrolümüzü artırıyor. Bu durumu beynin duygu merkezinden (amigdala) davranışsal kontrol merkezine (prefrontal cortex) bir dosya transferi gibi düşünebilirsiniz. Yaşananlar somutlaştırılır, kontrol hissi artırılır ve durumun kendisinin baş edilebilir bir şey olduğu anlaşılır. Traderlar için psikolojik sağlamlık rehberi yazımda bu deneyime dair birçok ipucuna yer vermiştim.
Örneğin anlık bir çöküş geldi, birçok kişi gibi panikliyorsunuz ve elinizdekileri satmak istiyorsunuz. Bu noktada sizin gibi diğerlerinin de aynı şeyleri hissettiğini ve elindekileri satmaya çalıştığını düşünmek, panik duygusunun sizi ele geçirmesini engelleyebilir. Hatta üstüne üstlük bu durumdan fırsat bile yaratılabilir. Birçok başarılı traderı marketin çöküş zamanlarında gözlemleyecek olursanız (güvendiğiniz kişilerin işlem hareketlerini ve söylemlerini takip edebilirsiniz) herkesin paniklediği bir ortamda rasyonel bir şekilde davranarak ve herkesten farklı şekilde davranarak işlemler alabilmektedir.
Bunun bir nedeni de bu kişilerin deneyim kazandıkça market koşullarına ve piyasa dinamiklerine karşı bağışıklık kazanmaya başlamasıdır. Bir durumu tekrar tekrar yaşadıkça ona hem bilişsel hem de duygusal açıdan alışmaya başlıyoruz. Örneğin ilk kayıplarda yıkılırken zamanla bu kayıpları normalleştirebiliyoruz. Bundan dolayı deneyim kazanmaya izin vermemiz gerekiyor.
Birkaç kayıp yaşadık diye hemen bırakıp gitmek, pes etmek doğru bir yol değil. “Kaybetme” düşüncesiyle barışmak gerekmekte çünkü her işleminiz kazançlı bir şekilde sonuçlanmayacak. %100 kazanma oranına sahip bir traderla henüz tanışmadım, olacağını da düşünmüyorum. Pek çok kişi başlangıçta başarılı işlemler alsalar da tek bir kötü işlemden sonra psikolojilerini ve duygudurumlarını yönetemediği için kötü pozisyonlar almaya ve para kaybetmeye devam etmekte.
Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki videolardan yararlanabilirsiniz:
Açma-kapama tuşuna sahip olmak nasıl olurdu?
Son olarak duygular konusunda sanki bir “açma-kapama” tuşu varmış gibi konuluşuyor. Yani “Traderlık bağlamında duygularımı kapatıp diğer alanlarda hayatıma aynı şekilde devam edebilirim” gibi bir inanç söz konusu fakat bu mümkün değil. Böyle bir şey olduğunu varsaydığımızda başarılı bir trader olsanız bile (ki bence mümkün değil) hayatınızın diğer alanlarının olumsuz etkileneceğini ve mutsuz bir hayata sahip olacağınızı söyleyebiliriz.
Gündelik yaşantınızda zevk aldığınız birçok eylemden zevk alamayacak, sevdiklerinizle olan ilişkileriniz olumsuz etkilenecek ve yalnız başınıza kalacaksınız. İş yaşamında da benzer şekilde başarılı olamayacaksınız çünkü iş yaşamında başarılı olmanın bir yolu da duygularını yönetebilmekten geçmektedir.
İleri Okumalar, Yararlanılan Kaynaklar ve Öneriler
- Andrew Aziz – Mike Baehr, Mastering Trading Psychology
- Daniel Goleman, Duygusal Zekâ
- Dr. Brett N. Steenbarger, The Daily Trading Coach
- Peter Lynch, Borsada Tek Başına
- Lieberman, M. D., Eisenberger, N. I., Crockett, M. J., Tom, S. M., Pfeifer, J. H., & Way, B. M. (2007). Putting feelings into words. Psychological science, 18(5), 421-428.
- Torre, J. B., & Lieberman, M. D. (2018). Putting feelings into words: Affect labeling as implicit emotion regulation. Emotion Review, 10(2), 116-124.
Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.





