Anasayfa Bitcoin (BTC) Bitcoin Şifresi Kırılabilir mi?

Bitcoin Şifresi Kırılabilir mi?

Üst düzey öğrenim görmüşler de dahil toplumun geniş kesimleri hayatlarında çok önemli bir yere sahip olan ‘para’nın tam olarak ne olduğunu ya da tarihi gelişimini hiç bilmiyor. Bu konuda adeta adı konulmamış bir tabu oluşturulmuş.

Böyle bir ortamda Bitcoin’i anlatmaya çalıştığımızda çok zorlanıyoruz. Durumumuz doksanlı yılların başında internetin ne olduğunu televizyonlarda tarif etmeye çalışan Bill Gates’e benziyor.

Bitcoin’in Blok Zincir (Blockchain) isimli çok yüksek şifreleme (kriptolojiye) dayalı bir teknoloji sayesinde çalıştığını söylediğimizde ise karşı tarafın aklına hemen doğal olarak her şifrenin kırılabileceği düşüncesi geliyor.

Teorik anlamda her şifrenin kırılabileceği elbette doğrudur. Ancak Bitcoin’e geldiğimizde pratik olarak Bitcoin kırılabilir mi diye baktığımızda bunun çok çok zor olduğunu görüyoruz.

Bitcoin’in kullandığı şifreleri kırmak gerçek hayatta milyarlarca dolarlık bir yatırım sorunudur. Bitcoin sistemi kendisine üye olan milyonlarca bilgisayarların toplam işlem gücü yani ‘hash power’ ile çalışıyor. Bitcoin sistemini kırmak yani bir anlamda ele geçirebilmek için işte bu hash power’ın yarıdan fazlasına sahip olmak gerekir. Buna %51 saldırısı denir. Saldırgan Hash Power’ın çoğunluğunu ele geçirse bile yapabileceği şey sistemi durdurmaktır yoksa kayıtları değiştirebilmek değil.

Böyle bir saldırıyı özel sektörün yapması son derece mantıksızdır. Hash power’ın yarıdan fazlasını oluşturmak için o güce sahip bilgisayarları bir araya getirmeniz yani ya üretmeniz ya da satın almanız gerekir. Bu nedenle saldırının yapılması için gerekli bilgisayar gücünün toplanması milyarlarca dolarlık yatırım gerektirecektir. Üstelik Bitcoin madenciliğinde zorluk seviyesi çok yükseldiğinden artık özel yapım bilgisayarlar kullanmaktadır. Yani saldırı yapılıp Bitcoin çalışmaz hale getirilebilse bile daha sonra bu bilgisayarlar başka bir alanda kullanılamaz. Milyarlarca dolarlık harcama ile sonuçta hiçbir gelir getirmeyecek bir işlem yapılmış olur.

Bu durumda geriye saldırgan adayı olarak, Bitcoin’in küresel rezerv para piyasasında ciddi bir yer edinmesini istemeyecek bazı devletler kalıyor. Örneğin mevcut global rezerv para olan doların üreticisi ABD bir %51 saldırısı yapmak isteyebilir.

Böyle bir senaryoda dahi aslında olası saldırganın yapabilecekleri hem çok pahalı hem de çok sınırlıdır. Saldırı için gerekli özel bilgisayar miktarı o kadar çok olacaktır ki karar verildikten sonra bu ekipmanın toplanması mutlaka Bitcoin topluluğu (komünitesi) tarafından fark edilecektir. Saldırgan piyasadan satın alma yapsa zaten hemen anlaşılır. Piyasada hareket olmasın kendimiz üretelim deseler bile bu defa üretim için gerekli olan ara mal ya da hammadde pazarlarında büyük hareketler olacak bu da topluluğun gözünden kaçmayacaktır.

Topluluk içerisinde Bitcoin’den yine milyarlarca dolar gelir elde eden ekonomik aktörler olduğundan, onlar da sistemi savunmak için ekstra yatırım yapabilir. Bu durumda saldırgan devletin maliyeti daha da artacaktır.

En kötü senaryoda saldırgan devlet gerekli işlem gücüne ulaşıp Bitcoin’in mevcut ağını kontrol edebilse bile topluluk hemen bir çatallanma (fork) yaparak eski kayıtları da içeren yeni bir ağ kurabilir. Üstelik bu çatallanmayı öyle yapar ki saldırganın kullandığı ekipman yeni ağa saldırmak için tamamen kullanışsız hale gelir. Yani saldırganın milyarlarca dolarlık harcaması çöpe gider ama hiçbir sonuç elde edilemez.

Bitcoin’i kırmak için mevcut teknolojide süper bilgisayarlar bile yeterli değildir. Ancak kuantum bilgisayar dediğimiz yeni bir teknoloji geldiğinde bugünkü Bitcoin’i kırmak mümkün olacaktır. Bu gerçek uzun süredir sektör içinde bilindiği için Google Eylül ayında kendi ürettiği bir kuantum bilgisayarın bir problemi klasik bilgisayarlardan çok daha hızlı şekilde çözdüğünü açıkladığında, heyecan yarattı.

Ancak pratikte baktığımızda yine kuantum bilgisayarların da bugünkü aşamada Bitcoin’i kırmalarının mümkün olmadığını görüyoruz. Bugünkü kuantum bilgisayarlar sadece çerçevesi oldukça sınırlı, çok belirli işlemleri hızla gerçekleştirebiliyor. Tıpkı yapay zeka da olduğu gibi. Yani bu teknolojiler gelecek için çok ümit vaad etseler de işlemler ya da görevler karmaşıklaştıkça henüz yeterli olmuyorlar.

2 Ekim tarihinde Forbes dergisinde bir makale yayınlayan Billy Bambrough, konu hakkında Londra Imperial College’ta kuantum bilgisayar ve kriptoloji uzmanı Dragos Ilie’nin görüşlerine yer vermiş. Google’ın kuantum bilgisayarının 53 qubit gücünde olduğunu hatırlatan Ilie, Bitcoin üzerinde herhangi bir etki yaratabilmek için ise en az 1500 qubit güce gereksinim olduğunu ifade ediyor. Kuantum bilgisayarlara yeni qubitler ekleyerek kapasite arttırmak hala çözülmesi on yıllar alacak çok zor bir mühendislik sorunu.

Bu arada kuantum bilgisayarlar geliştiğinde ancak ‘bugünkü’ Bitcoin’i kırabilir. Oysa Bitcoin yazılımında kuantum bilgisayarları karşı direnç sağlayacak değişiklikler yapılması da gayet mümkün. Bu sürekli devam eden bir yarış. Donanım geliştikçe yazılımcılar da ona göre kendi yeni araçlarını geliştiriyor.

Aslında Bitcoin karşıtı oldukları için Bitcoin’in kırılabilme ihtimali olduğunu bir şekilde duyduklarında sevinenlere de bir hatırlatma yapmak durumundayım: Bitcoin sizin gündelik hayatınızda özellikle bankacılık alanında kullandığınız tüm sistemler ve şifrelemelerden çok daha kuvvetli bir sistemdir. Bitcoin’i kıracak bir sistem geliştirildiğinde endişelenmemiz gereken en son şey Bitcoin’dir. Çünkü Bitcoin’i bile kırabiliyorsa bugünkü tüm devlet, ordu, polis, bankacılık ve kişisel şifrelerimizi de kırabiliyor demektir. Hollywood filmlerinde de çok söylendiği gibi “Neyi dilediğine dikkat et!”

En güncel gelişmeleri Telegram kanalımızdan, Instagram, Facebook, Twitter hesaplarımızdan ve Youtube kanalımızdan takip edebilirsiniz.

Coinkolik E-Posta Bültenine Abone Olun!

Gizliliğinize saygı duyuyoruz.
Erkan Öz
Erkan Özhttps://www.coinkolik.com
Erkan Öz, Siyaset Bilimi ve Gazetecilik eğitimi almasının ardından İHA’da habercilik hayatına başladı. Daha sonra aralarında the Wall Street Journal, Dow Jones Newswires, Al Jazeera ve DHA’nın da bulunduğu ulusal ve uluslararası yayın organlarında teknolojinin dünya ekonomisi üzerinde yaptığı etkileri inceleyen çalışmaları ile tanındı. Öz, 2013 ve 2014’te 2020 Yeni Ekonomi ve Büyük Finansal Tufan isimli iki adet de kitap kaleme aldı. Erkan Öz kitaplarında dünya para sisteminin büyük bir değişime uğrayacağını ve başta Bitcoin olmak üzere kripto paraların yeni küresel para düzeninde çok önemli bir yer edineceğini vurguladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Haftanın Öne Çıkan Başlıkları