Yükleniyor...

Trump döneminin büyük çelişkisi: Wall Street kazandı, Bitcoin beklentilerin gerisinde kaldı

Donald Trump’ın yeniden Beyaz Saray’a dönmesi, yalnızca ABD siyasetinde değil, küresel finans piyasalarında da büyük beklentiler yarattı. Özellikle kripto para piyasasında Trump’ın zaferi, yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüldü. Yatırımcılar daha dostane bir düzenleme ortamı, kurumsal sermaye girişleri ve Bitcoin için güçlü bir yükseliş dönemi bekliyordu.

Ancak aradan geçen süre, bu beklentilerin sorgulanmasını gerektiren bir tablo ortaya çıkardı. ABD hisse senedi piyasaları, Trump’ın tartışmalı kararlarına, ticaret savaşlarına ve jeopolitik gerilimlere rağmen genel yükseliş eğilimini korurken, Bitcoin aynı performansı gösteremedi.

Asıl çelişki de burada yatıyor: Trump’ın iktidara dönüşü kripto piyasasında büyük bir iyimserlikle karşılandı. Bugün ise onun siyasi hareket alanının daralması ve İran savaşında gerilimin düşebileceği beklentisi, piyasalarda rahatlama yaratıyor. Bir dönem Trump’ın gelişini kutlayan yatırımcılar, şimdi onun siyasi gücünün sınırlandırılmasını olumlu fiyatlıyor. 

Wall Street Trump’ın şoklarını atlattı

Trump’ın ikinci başkanlık döneminin finans piyasaları açısından en kritik dönüm noktalarından biri Nisan 2025’te yaşandı. 2 Nisan’da açıklanan kapsamlı gümrük tarifeleri, küresel piyasalarda sert bir satış dalgasına yol açtı. Yatırımcılar ticaret savaşının büyümesinden, şirket kârlılıklarının zarar görmesinden ve küresel ekonomik büyümenin yavaşlamasından endişe etti.

S&P 500, Nisan ayındaki dip seviyesine kadar yaklaşık yüzde 12 geriledi. Ancak Trump’ın 9 Nisan’da bazı tarifeleri 90 günlüğüne ertelemesiyle piyasalarda sert bir tepki yükselişi başladı. Endeks o gün yüzde 9,5 değer kazandı. Ay sonunda kayıplarını büyük ölçüde telafi eden S&P 500, sonraki aylarda yeni zirvelere yöneldi.

Burada önemli bir ayrıntı var: Piyasanın toparlanması yalnızca Trump’ın geri adım atmasıyla açıklanamaz. Merkez bankaları arasında uluslararası iş birliğini sağlayan ve küresel finans piyasalarını analiz eden Bank for International Settlements’ın (BIS) değerlendirmesine göre , Nisan ayındaki ilk toparlanmada tarife kararlarının geri çekilmesi ve ertelenmesi belirleyici oldu. Ancak Mayıs ortasından sonraki yükselişin önemli bölümü güçlü şirket bilançoları, ekonomik veriler ve diğer olumlu gelişmelerden kaynaklandı.

2025 yılı boyunca S&P 500’ün temettüler dahil toplam getirisi yüzde 17,9’a ulaştı. Nisan ayındaki dip seviyesinden yıl sonuna kadar yaşanan yükseliş ise yaklaşık yüzde 39 oldu. Başka bir ifadeyle Wall Street, Trump’ın ticaret politikalarının yarattığı şoku atlattı ve yükseliş trendini yeniden sürdürdü.

Bu durum, Trump’ın kararlarının piyasaları etkilemediği anlamına gelmiyor. Tam tersine, Nisan 2025 bunun en açık örneğiydi. Ancak hisse senedi piyasası, ilk şokun ardından şirket kârlılıkları, ekonomik büyüme ve teknoloji yatırımları gibi temel dinamiklere yeniden odaklanabildi. 

Bitcoin neden aynı başarıyı gösteremedi?

Trump’ın seçilmesinden sonra Bitcoin de güçlü bir yükseliş yaşadı. Kasım 2024’te seçim sonuçlarının ardından fiyat yeni zirvelere yöneldi ve kripto piyasasında büyük bir iyimserlik oluştu. Dolayısıyla başlangıçta Trump etkisinin Bitcoin üzerinde olumlu bir karşılığı olduğu inkâr edilemez.

Ancak kısa vadeli seçim rallisi ile iki yıllık performans aynı şey değil.

4 Kasım 2024 ile 4 Kasım 2026 arasındaki döneme bakıldığında, S&P 500 yaklaşık yüzde 34,3, Nasdaq Composite yüzde 41,3 yükselirken Bitcoin’in getirisi yaklaşık yüzde 17 seviyesinde kaldı. Bu karşılaştırma, fiyat değişimini esas alıyor; hisse senetlerinde temettüleri hesaba katmıyor. Buna rağmen ortaya çıkan fark oldukça dikkat çekici.

Burada sorulması gereken soru şu: Trump’ın iktidara dönüşü kripto piyasası için bu kadar büyük bir katalizör olarak görülüyorsa, Bitcoin neden geleneksel hisse senedi endekslerinin gerisinde kaldı?

Çünkü Bitcoin’in fiyatını yalnızca siyasi destek veya olumlu açıklamalar belirlemiyor. Piyasadaki likidite, spot talep, ETF giriş ve çıkışları, yatırımcıların risk iştahı, türev piyasalardaki pozisyonlanma ve küresel finansal koşullar fiyat üzerinde doğrudan etkili.

Trump’ın kripto dostu söylemleri yatırımcı beklentilerini yükseltebilir. Ancak beklentilerin kalıcı fiyat artışına dönüşmesi için piyasaya gerçek sermaye girişi ve sürdürülebilir spot talep gerekiyor. Siyasi açıklamalar tek başına bu koşulları yaratamıyor.

Üstelik Bitcoin, geleneksel hisse senedi piyasalarına kıyasla daha yüksek oynaklığa ve daha kırılgan bir likidite yapısına sahip. Bu nedenle siyasi açıklamalar, jeopolitik gelişmeler ve ani riskten kaçış dönemleri kripto piyasasında çok daha sert fiyat hareketlerine yol açabiliyor. 

Trump’ın siyasi gücü azalırken piyasalar neden rahatlıyor?

Trump döneminin en dikkat çekici çelişkisi, Kasım 2026 ara seçimlerinin ardından ortaya çıktı.

Demokratların hem Senato hem de Temsilciler Meclisi’nde kontrolü kazanması, Washington’daki siyasi dengeleri değiştirdi. Sonuçların ardından ABD piyasalarında güçlü bir toparlanma yaşandı. 4 Kasım’da S&P 500 yüzde 1,6, Nasdaq yüzde 1,4 yükselirken Dow Jones yaklaşık yüzde 3 değer kazandı.

Ancak piyasalardaki rahatlamanın arkasında yalnızca seçim sonucu yoktu. Yatırımcılar, Kongre’deki yeni siyasi dengelerin Trump yönetiminin İran politikasını sürdürmesini zorlaştırabileceğini ve savaşın sona ermesi yönündeki baskıyı artırabileceğini değerlendirmeye başladı.

Bu beklenti enerji piyasasında çok daha belirgin hissedildi. Brent petrol, 5 Kasım itibarıyla bir önceki gece yaklaşık yüzde 9 gerileyerek varil başına 94,21 seviyesine indi. Haftalık düşüş yaklaşık yüzde 20’ye ulaştı. Petrol fiyatlarındaki gerileme enflasyon endişelerini hafifletirken ABD tahvil fiyatlarını destekledi ve 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,89 seviyesine kadar düşmesine katkıda bulundu.

Kripto piyasası da bu değişen beklentilerden etkilendi. Bitcoin önce seçim sonuçlarının belirsizliği sırasında 75.000–76.000 bölgesine kadar geriledi, ardından yeniden 80.000 seviyesinin üzerine toparlandı. Piyasa, Trump’ın siyasi gücünün sınırlanmasını ve İran konusunda gerilimin azalabileceği ihtimalini bir rahatlama unsuru olarak fiyatladı.

Burada dikkat çekici olan, Trump’ın başkanlığının sona ermesi değil; Kongre üzerindeki siyasi kontrolünün kaybolmasıyla hareket alanının daralmasıdır. Piyasalar, yeni siyasi dengelerin daha fazla denetim, daha az belirsizlik ve İran konusunda diplomatik çözüm ihtimali yaratabileceğini düşünüyor.

Elbette bu hareketler, Trump’ın piyasaları bilerek manipüle ettiğini kanıtlamaz. Ancak siyasi kararların, açıklamaların ve jeopolitik risklerin finansal varlıkların fiyatlamasında ne kadar güçlü rol oynadığını açıkça gösterir.

Sonuç: Piyasalar vaatleri değil, belirsizliğin azalmasını fiyatlıyor

Trump’ın yeniden seçilmesiyle kripto piyasasında büyük bir beklenti oluştu. Bitcoin’in yeni zirvelere ulaşacağı, kurumsal sermayenin hızlanacağı ve siyasi desteğin kripto varlıklar için yeni bir büyüme dönemi yaratacağı düşünüldü.

Fakat iki yıllık tablo, bu beklentilerin gerçekleşmediğini gösteriyor. ABD hisse senedi piyasaları, Nisan 2025’te Trump’ın ticaret politikaları nedeniyle sert bir darbe aldıktan sonra toparlandı ve yükselişini sürdürdü. Bitcoin ise aynı dönemde çok daha sınırlı bir performans sergiledi.

Bugün ortaya çıkan ironi ise daha da çarpıcı: Trump’ın iktidara dönüşünü kripto piyasası için büyük bir fırsat olarak gören yatırımcılar, şimdi onun siyasi gücünün azalmasını ve İran savaşının sona erme ihtimalini olumlu karşılıyor.

Bir dönem Trump’ın gelişiyle yükseliş bekleyen piyasa, bugün onun politikalarının yarattığı belirsizliğin azalmasıyla rahatlıyor.

Belki de bu dönemin en önemli dersi şu: Finans piyasaları siyasi vaatlere uzun süre bağlı kalmaz. Önce beklentileri fiyatlar, ardından gerçek sonuçları değerlendirir. Bitcoin için de asıl mesele, bir başkanın kripto dostu olup olmamasından çok, küresel likiditenin, sermaye akışlarının ve gerçek talebin hangi yönde ilerlediğidir.

Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.


Çerez ayarları

Geçerli durum