Yükleniyor...

Dikkat Ekonomisinde Zihinsel Fakirleşme: Bilişsel Geçiş Cezası

dikkat-daginikligi-trader-psikolojisi

Yapılan araştırmalarda, X’ten Google’a kadar birçok platformda insanların herhangi bir konuya odaklanma sürelerinin yıl geçtikçe azaldığı görülmektedir. Örneğin Sune tarafından yapılan bir çalışmada, 2013 yılında en çok konuşulan elli başlık arasına giren konular ortalama 17,5 saat boyunca trend olurken; 2016 yılına gelindiğinde bu sürenin 11,9 saate düştüğü tespit edilmiştir. Yani günümüzde bir konunun artık çok daha hızlı bir şekilde popülerleştiğini ve gündeme yerleştiğini, ancak aynı hızla cazibesini yitirip unutulduğunu söyleyebiliriz. Bu durumun tehlikeli yanı, henüz bir bilgiyi ya da haberi tam olarak sindiremeden bir başkasıyla karşılaşmamız ve bir süre sonra yeni gelen her kötü haberin “normalleşmeye” başlamasıdır.

Araştırmacılar, kolektif dikkat aralığının kısalmasının temel nedeninin sisteme yüklenen enformasyon miktarı olduğunu belirtmektedir. Yani, bir sisteme ne kadar çok bilgi yüklenirse ve bireyler aynı konuda ne kadar fazla ve çelişkili bilgiyle karşılaşırsa, dikkatleri o kadar dağılır ve unutma süreci o kadar hızlanır. Eskiden tek bir bilginin yayılması bile çok uzun zaman alırken, artık dünyanın bambaşka bir coğrafyasındaki olayları canlı olarak takip edebiliyoruz. Sune, bu durumu yangın hortumundan su içmeye çalışmaya benzetmektedir.

Çok Fazla İçeriğe Maruz Kalmanın Olumsuz Etkileri

Çok fazla bilgiye maruz kalmak ve dikkatin farklı kaynaklardan gelen sinyallerle sürekli bölünmesi, her anlamda derinliği feda etmemize yol açıyor. Herhangi bir konuda —ister ilişkiler, ister traderlık, isterse kişisel gelişim olsun— derinleşmek isteyen birinin tüm zamanını, enerjisini ve odağını bu alana vermesi gerekirken; günümüz dünyasında diğer uyaranlar tarafından dikkat kolayca dağılıyor ve yüzeysel bir ilgi gösterilebiliyor. Henüz bir eğitimi tamamlamadan bir sonrakine geçiyor, elimizdeki yöntemi test etmeden başarısız ilan ediyoruz. Bir başkasının “Yıllarca Price Action çalıştım ama Elliott Wave bambaşkaymış” demesi, yönümüzü bir anda değiştirmemize neden olabiliyor.

Daha detaylı bilgi almak için aşağıdaki podcast’ten yararlanabilirsiniz:

Bu noktada birkaç farklı senaryo ortaya çıkıyor: Ya harcadığımız emeğin boşa gittiğini düşünerek diğer eğitime geçiyoruz, ya “her ikisini birden yapabilirim” diyerek dikkatimizi ve enerjimizi ikiye bölüyoruz, ya da mevcut yöntemin doğru olduğuna inanmakla birlikte aklımızdaki şüpheyle ilerlemeye çalışıyoruz. Her üç durumda da verimlilik, dikkat ve motivasyon kayıpları kaçınılmaz hale geliyor. Ayrıca unutmayalım ki insanların bilgiyi özümseme kapasitesinin de bir sınırı bulunmaktadır. Her yerden bir şeyler almaya çalışmak, çoğu zaman bilgi birikimini değil, zihinsel dağınıklığı artırıp verimliliğinizi düşürür.

Gerçek verimlilik, daha çok şey yapmakta değil; daha az geçişle, daha derin odaklanmakta gizlidir.

Beyin Tek Bir Şeye Odaklanabilir

MIT’den Earl Miller’a göre beynimizin bilişsel kapasitesi son derece sınırlıdır. İnsan beyni aynı anda yalnızca bir veya iki düşünceyi üretebilir ve tek bir şeye odaklanabilir. Multitasking yaptığımızı düşündüğümüzde bile aslında yaptığımız şey bir görevden diğerine hızla geçmek — yani bir tür jonglörlüktür. Ancak bu geçişlerin ciddi bedelleri vardır.

1. Bilişsel Geçiş Cezası

İlk olarak bilişsel geçiş cezasına yakalanıyoruz. Örneğin bir grafiği izlerken arkadaşınızın mesaj attığını gördünüz. Mesajı yanıtlayıp grafikleri izlemeye geri döndüğünüzde beyninizin yeniden eski duruma dönmesi gerekiyor. Grafiği izlediğiniz anda ne düşündüğünüzü ve ne yapmayı planladığınızı hatırlamanız, odağınızı tekrar toparlamanız gerekiyor. Bu da hem zaman hem de performans kaybı yaşanmasına yol açıyor.

Michael Posner tarafından gerçekleştirilen araştırmada, bir şeye odaklandıktan sonra dikkatinizin dağılmasının 23 dakikalık bir bedeli olduğu tespit edilmiştir. Yani bir işle uğraşırken araya başka bir şeyin girmesinin ardından, aynı odaklanma düzeyine dönebilmeniz için 23 dakikaya ihtiyacınız bulunmaktadır. Bu da aslında “kısa” gibi görünen kesintilerin, günün sonunda büyük bir kayba yol açtığını bir kez daha göstermektedir. Bu durumun gün içinde sık sık tekrarlandığı düşünülürse uzun vadede zihinsel yorgunluk ve dikkat dağınıklığı kaçınılmaz hale gelir, çalışmış olduğunuz konuyu içselleştirememenize yol açar.

2. Batırma Etkisi

İkinci bedel, “batırma etkisi” olarak adlandırılmaktadır. Bir görevden diğerine geçiş yapmak, kişilerin dikkatini dağıttığı için daha fazla hata yapmasına yol açmaktadır. Örneğin grafikleri incelerken “X seviyesinin üzerine atarsa ek konfirmasyonlarla işleme girebilirim.” diye düşünürken o sırada yakın arkadaşınız sizi arıyor ve kız arkadaşıyla ilgili bir sorununu anlatıyor. 15 dakikalık bir sohbetin ardından grafiğe geri döndüğünüzde X seviyesinin üzerindeki fiyatı görüp doğrudan işleme giriyorsunuz. Fakat ek konfirmasyonları kontrol etmeyi unutuyor, küçük bir dikkat kaymasının büyük bir hataya dönüşmesine yol açıyorsunuz.

3. Yaratıcılık ve Derin Düşünme Kaybı

Bir görevden diğerine geçmenin üçüncü bedeli ise yaratıcılığın ve derin düşünme becerisinin giderek zayıflamaya başlamasıdır. Özellikle yapay zekâyla birlikte çok sayıda bilgiye saniyeler içerisinde ulaşabiliyor olmamız, araştırdığımız konuları derinlemesine özümsememizi ve yeni fikirler üretmemizi zorlaştırıyor. Oysa araştırma yaparken birçok kaynaktan beslenmek ve aynı bilgileri tekrar tekrar okumak, kişilerin bilgiyi içselleştirmesini ve öğrendikleri arasında bağlantılar kurabilmesini sağlayarak yeni fikirlerin de doğmasına yardımcı olmaktadır.

Birçok teknik eğitimde öğretilen şeylere ek olarak kendi stratejilerinizi de keşfetmeniz önerilir. Bunu yapabilmenin yolu ise hızlı bir şekilde öğrenmeye çalışıp bir anda tüm tuşlara basmak yerine; öğrendiğiniz şeyleri işleyerek ve grafiklerde deneyimleyerek tekrarlamaktır. Böylece grafikleri inceledikçe aşinalığınız artmakla kalmayacak, hangi yapıların hangi koşullarda daha iyi çalıştığını fark etmiş olacaksınız.

4. Hafızanın Daralması

Geçiş yapmanın son bedeli ise hafızanın daralmasıdır. Araştırmalar, aynı anda iki işle ilgilenen kişilerin, tek işe odaklananlara kıyasla yaptıklarını çok daha az hatırladıklarını göstermektedir. Deneyimlerin hatırlanması için gereken enerji ve zihinsel alan, iki farklı göreve paylaştırılmakta; kişiler tek bir konuda derinleşmek yerine iki farklı konuda yüzeysel bir deneyim yaşamaktadır. Bu da hem öğrenme hem de hatırlama süreçlerini zayıflatmaktadır. Teknik ya da temel analize yönelik eğitimler esnasında önünüzdeki işe tam olarak odaklanmanız, eğitimde gördüğünüz yapıları hatırlayıp önünüzdeki grafiklerde de fark edebilmeniz açısından kritik bir öneme sahiptir.

Odaklanma Sürecimizi İyileştirmek İçin Neler Yapabiliriz?

Özetle görevler arasında geçiş yapmak yavaşlamanıza, hata yapmanıza, yaratıcılığınızın azalmasına ve hafızanızın daralmasına neden olur. Peki bu durumda ne yapmalıyız? Öncelikle elbette günümüz koşullarında kesintisiz bir odak süresi yaratmak mümkün değil. Bu nedenle hedef, mükemmel bir odaklanma yaratmak değil; dikkat dağıtıcı unsurları kademeli olarak azaltmak olmalıdır. Birçok kişi, bir anda her şeyi bırakmayı hedefleyerek mükemmel bir süreci yaratmaya çalışsa da bu doğamız gereği çok da mümkün değildir. Beyninizin alışmış olduğu bir yaşantı biçimi var ve bunu yeniden yapılandırmak gerekmektedir. Bunu sağlamanın en iyi yolu ise tekrarlı eylemlerden geçmektedir.


Dikkat Kasını Güçlendirmek

Beyni bir kas gibi düşünebilirsiniz. Aynı hareketleri ne kadar tekrarlarsanız o kadar güçlenir ve bir sonrakinde daha iyi bir iş çıkarabilir. Odaklanmakta zorlanıyorsanız, önce 10 dakikalık bir çalışma aralığıyla başlayıp ardından kısa molalar verin (her 10 dakikada 1 dakika mola vermek gibi). Zamanla bu sürenin doğal olarak uzadığını fark edeceksiniz. Bu yaklaşımın sistematik bir örneği de Pomodoro Tekniği olarak adlandırılır. 25 dakika boyunca tek bir işe odaklanıp ardından 5 dakikalık bir mola verirsiniz. Siz bu ritme alıştıkça, çalışma sürenizi artırırken molalarınızı sabit tutarsınız.

Tüm yöntemlerin ortak noktası, zihninizi “çalışma–dinlenme–yeniden odaklanma” döngüsüne alıştırmaktır. Zamanla beyniniz bu tempoya adapte oldukça, odaklanma sürenizin de uzadığını fark edeceksiniz. Yöntemleri düzenli uygulamanız, erteleme davranışını azaltmanıza, dikkatinizi daha kolay toparlayabilmenize ve günün sonunda daha az zihinsel yorgunluk hissetmenize yardımcı olacaktır. Aynı zamanda derin odaklanma becerini güçlenecek, bir görevi bitirmeden diğerine atlama eğiliminiz azalacaktır. Özetle zihninizi güçlendirmek bir anda olacak bir şey değil, istikrarlı bir çaba sonucunda gerçekleşecek bir şeydir.

Daha detaylı öneriler için aşağıdaki videodan yararlanabilirsiniz:

İleri Okumalar ve Öneriler

  • Andrew Aziz & Mark Baehr, Mastering Trading Psychology
  • Dr. Brett N. Steenbarger, The Daily Trading Coach
  • Johann Hari, Çalınan Dikkat
  • Mark Douglas, The Disciplined Trader
  • Earl Miller, Multitasking: Why Your Brain Can’t Do It and What You Should Do About It
  • Lorenz-Spreen, P., Mønsted, B. M., Hövel, P., & Lehmann, S. (2019). Accelerating dynamics of collective attention. Nature Communications, 10(1), 1759.
  • Rogers, R. D., & Monsell, S. (1995). Costs of a predictible switch between simple cognitive tasks. Journal of Experimental Psychology: General, 124(2), 207.
  • FastCompany, Worker, Interrupted: The Cost of Task Switching

Bu makale yatırım tavsiyesi veya önerisi içermemektedir. Her yatırım ve alım satım hareketi risk içerir ve okuyucular karar verirken kendi araştırmalarını yapmalıdır.


Çerez ayarları

Geçerli durum